İçeriğe geç

Peygamberliğin başlangıcından Medine devrinin son senelerine kadar, iktisadî hayat adına çok ciddi sıkıntılar yaşanmıştır. Bu sıkıntıların büyük çoğunluğu Mekke devrinde gerçekleşmiştir. Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem), Hazreti Hatice Validemizin malı da dâhil olmak üzere elinde ne varsa hepsini, insanları Allah’a davet uğrunda eritmiştir. İlk defa İslâm’la serfiraz olanlar genellikle fakir insanlardı; zengin olanlar ise zaten her şeylerini bu yolda feda etmeye hazırlardı ve öyle de yaptılar. Hatta denilebilir ki bu sıkıntı, Huneyn savaşının sonuna kadar devam etti.

Mevzua bir başka perspektiften baktığımızda saadet asrında çok sade bir yaşantının hükümferma olduğunu görürüz. Yine karşımıza kazanma ve harcamada dupduru bir hayat çıkmaktadır. Bununla birlikte devlet hazinesinin, gelir-gider açısından ulaştığı denge ve ekonomik hayatta ölü yatırımların azlığı sebebiyle parada yaşanan canlılık, oldukça dikkat çekicidir.

Şimdi de bu hususu kısaca izaha çalışalım.

ı. Kazanç ve Harcamada Duruluk

Peygamber Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem), insanları bir taraftan iman noktasında zirvelere ulaştırma gayreti içindeyken, diğer taraftan da onların içtimaî hayatlarına eğiliyor ve cahiliye döneminden kalma bir takım yanlış fiillerden onları uzaklaştırmaya çalışıyordu. Bu, aynı zamanda cemiyetin çok yönlü bir yükseliş vetiresine girdiğinin göstergesiydi. Bu yükseliş hızlanarak devam etti ve çok kısa bir müddet içinde semerelerini vermeye başladı.

86