İçeriğe geç

Fazilet, mükemmel cemiyetlerin lazım-ı gayr-ı müfarıkı (ayrılmaz bir özelliği) ve herkes için ulaşılması gereken bir idealdir. Asr-ı Saadet, bizim için bu noktada da nümune bir tablo çizmektedir. O dönemde, haksız kazancın ortadan kaldırılmasının yanında, fertlerin her alanda olduğu gibi kazanma meselesinde de fazilet yarışı içinde oldukları bir gerçektir. Zira o dönem insanları Kur’ân’dan aldıkları, وَأَنْ لَيْسَ لِلْإِنْسَانِ إِلَّا مَا سَعَى ۝ وَأَنَّ سَعْيَهُ سَوْفَ يُرَى“İnsan için emeğinden başkası yoktur ve emeğinin karşılığı da mutlaka görülecektir.”145 dersiyle çalışmanın kutsiyetini kavramışlardı.

Efendimiz de (sallallâhu aleyhi ve sellem), مَا أَكَلَ أَحَدٌ طَعَامًا قَطُّ، خَيْرًا مِنْ أَنْ يَأْكُلَ مِنْ عَمَلِ يَدِهِ، وَإِنَّ نَبِيَّ اللّٰهِ دَاوُدَ عَلَيْهِ السَّلاَمُ كَانَ يَأْكُلُ مِنْ عَمَلِ يَدِهِِ“Kişi kendi emeğinden daha hayırlı bir şey yiyemez. Şüphesiz Allah’ın Nebisi Dâvûd (aleyhisselâm) kendi el emeğini yerdi.”146 ifadesiyle, başta sahabe efendilerimiz olmak üzere bütün ümmetine, çalışmaya giden yolları gösteriyordu.

Yine istiğna prensibini ashab arasında yerleştirmek için İnsanlığın İftihar Tablosu şöyle buyuruyordu:

لَأَنْ يَحْتَطِبَ أَحَدُكُمْ حُزْمَةً عَلَى ظَهْرِهِ خَيْرٌ مِنْ أَنْ يَسْأَلَ أَحَدًا فَيُعْطِيَهُ أَوْ يَمْنَعَهُ

“İpinizi alıp sırtınızda odun taşımanız, verene-vermeyene el açmanızdan hayırlıdır.”147

87