İçeriğe geç

İkinci olarak, tevessül yadırganacak bir şey değildir. Her şeyden önce Kur’ân-ı Kerim’de يَۤا أَيُّهَا الَّذِينَ اٰمَنُوا اتَّقُوا اللّٰهَ وَابْتَغُۤوا إِلَيْهِ الْوَسِيلَةَ“Ey iman edenler! Allah’tan korkun ve O’na vesile araştırın.”22 buyrulmaktadır. Sonra, sahabe-i kiram, Efendimiz’den dua isterlerdi ki, bunda da yine apaçık o mülâhaza vardır. Meselâ, bir defasında bir bedevî gelmiş ve: “Yâ Resûlallah, kaht u galâ var. Dua etmez misin?” demiş, Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) ellerini kaldırarak: اَللّٰهُمَّ اسْقِنَا غَيْثًا“Allahım, bize bol bol, bereketli yağmurlar ihsan et!” demiş, hemen o anda yağmur inmeye başlamış ve günlerce devam etmiş. Ancak zarara yol açtıktan sonradır ki, Efendimiz’e (sallallâhu aleyhi ve sellem) gelerek, yağmurun kesilmesi için dua etmesi istirhamında bulunmuşlar ve o anda yine minberde bulunan Allah Resûlü’nün duasıyla yağmur kesilivermişti. O kadar ki, bulutlar Medine’nin üstünde taç gibi bir hal almış ve halk, güneşin altında evlerine gitmişti. Hatta o anda bu hususî muamele karşısında Allah Resûlü de (sallallâhu aleyhi ve sellem) yüzünde pırıl pırıl tebessüm, şöyle buyurmuşlardı:

أَشْهَدُ أَنَّ اللّٰهَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ وَأَنِّي عَبْدُ اللّٰهِ وَرَسُولُهُ

“Şehadet ederim ki, Allah her şeye kadirdir. Yine şehadet ederim ki ben Allah’ın kulu ve Resûlüyüm.”23

413