İçeriğe geç

Bizim burada ‘yan’ diye tercüme ettiğimiz ‘cenâh’ kelimesi “kanat” mânâsına da gelmektedir. Hadis, her iki mânâ ile ayrı iki mühim hakikate parmak basmaktadır. Sineğin bir yanında mikrop, diğer yanında ise, o mikrobu sterilize edecek stoplazma içinde bir ilaç taşıdığı, günümüz tıp araştırmalarının ortaya koyduğu bir hakikattir. İkinci durumda, yani ‘cenâh’ kelimesini ‘kanat’ diye tercüme ettiğimizde ise, -lafzın her iki şekilde de yorumlanması mümkün- karşımıza şu gerçek çıkmaktadır:

Sinek bir yere pike yaparken, yeniden kalkabilmek için kanatlarından birini ihtiyaten çok dikkatli kullanır. Pek nadir olarak, yeniden kalkamayacağı bal gibi bir zemine konar. Onun o, miniminnacık kafasında kendi hayatı adına bütün plan ve programı hazırdır ve kusursuzdur. Sinek bir kanadı üzerinde herhangi bir yere veya yiyecek ve içeceklere, insanın ağzına-gözüne konar kalkar ve tabiî tifo, kolera, dizanteri gibi hastalıkların mikroplarını da taşır.

İşte, ilmin kendisini asırlarca geriden takip ettiği Allah Resûlü, sineğin bir kanadıyla taşıdığı mikroba karşı diğer kanadının ilaç olarak kullanılmasını emir ve tavsiye buyurmaktadır ki, hıfzıssıhha adına tıbbın bugün keşfedebildiği bu gerçeği, O, asırlar ve asırlar önce iki kelime ile ifade buyurmuştur.

Muhaddislerin, ashab-ı kiramın ve ümmetin on dört asırdır telâkkî bi’l-kabul buyurdukları bu hadis-i şerifi, Ebû Hüreyre rivayet ediyor diye veya akla sığmıyor gerekçesiyle karşı çıkmak, ilim ve hakikat adına ne kadar aceleden bir karar!.

Bir yanında hastalık, diğer yanında şifa taşıması, yalnız sineğe has bir özellik de değildir. Aynı şey, akrep için de, arı için de bahis mevzuudur. Akrebin soktuğu yere, akrebi ezip sararlar; arı ise bir yanıyla bal yaparken, kuyruğuyla zehir akıtır.

e. Üç Mescide Şedd-i Rihal

417