Evvelâ, bu hadisin Efendimiz’in sıfatlarına, tarihî vâkıalara ve Kur’ân-ı Kerim’in Efendimiz’le (sallallâhu aleyhi ve sellem) alâkalı ifadelerine zıt hiçbir yönü, hiçbir harfi yoktur. İkinci olarak, Tevrat ve İncil’de hem de bunca tahriften sonra, hâlâ Efendimiz hakkında dünya kadar işaret ve bişaretin var olduğunu söyleyebiliriz. Zaten Kur’ân-ı Kerim’de, Resûlullah’a inanan Tevrat ve İncil ehli hakkında:
“Onlar ki, yanlarındaki Tevrat ve İncil’de yazılı olarak buldukları (sıfatlarını ve geleceğinin müjdelendiğini okudukları) bu ümmî, nebi Resûl’e ittiba ederler.”15 buyurmuyor mu?
Yine, Kur’ân-ı Kerim, Fetih sûresinin son âyetinde: ذٰلِكَ مَثَلُهُمْ فِي التَّوْرَاةِ وَمَثَلُهُمْ فِي الْإِنْجِيلِ“Onların Tevrat’taki misali buna benzer; İncil’deki misallerine gelince…”16 diyerek, Tevrat’ta ve İncil’de Resûlullah’tan (sallallâhu aleyhi ve sellem) ve O’nun ashabından nasıl bahsedildiğini haber vermiyor mu?
Hatta günümüzde bile, allâme Hüseyin el-Cisr, mevcut Tevrat ve İncil nüshalarında, 100 yerde Efendimiz’le alâkalı işaret tespit etmiştir ki;17 doğrusu, onca tağyirden sonra buna hayret etmemek kabil değil.
Bir gün gereken tetkikler yapıldığında -inşâallah- sahih olduğu ortaya çıkacak olan Barnabas İncili’nde zaten apaçık Efendimiz’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) isminden bahsedilmektedir. Evet, kendinden sonra gelecek peygamberi ismiyle haber vermesi Hz. Mesih’in (aleyhisselâm) en önemli meselelerinden biriydi.