“Allahım! Peygamberimiz hayattayken, O’nunla tevessülde bulunur, yağmur isterdik, Sen de bize yağmur verirdin. Şimdi, Peygamberimiz’in amcasıyla tevessülde bulunuyoruz, bize yağmur ver!”20
Bu hâdise, İbn Ebi’d-Dünya’nın kitabı ve meşhur Câhız’ın,“el-Beyan ve’t-tebyin”inden delil getirilerek inkâr edilmek istenmektedir. Meşhur Mutezile imamı ve sahih hadisleri bile inkâr etmeyi meslek edinmiş, materyalist Nazzam’ın talebesi olan Câhız, adı geçen kitabında: “Hz. Ömer’e yağmur duası adına isnad edilen şeylerin hepsinde ızdırap21 vardır. Çünkü, kâh ‘minbere çıkıp dua etti’, kâh ‘namazın arkasında dua etti’, kâh ‘kürsüde dua etti’ denmektedir. Öyleyse, bu hadisler doğru olamaz.” demektedir.
Bir kere Câhız, hadisçi değildir; hadisle alâkası, sıradan bir insan kadar ya vardır veya yoktur. İbn Ebi’d-Dünya’ya gelince, kendisi mübarek bir kişi olmasına rağmen, kitabının yalanlarla dolu olduğunu, hadisten haberi olanlar söylüyor. Şimdi, bunlara dayanılarak hadis hakkında nasıl hüküm verilir ki? Hatta, o kadar büyük ve İslâm tarihinin kendisiyle iftihar edeceği şahıslardan biri olmasına rağmen, bir hadis hakkında “İmam Gazzâlî rivayet ediyor.” dense insana gülerler; çünkü, İmam Gazzâlî de muhaddis değildir. Nitekim, İhyâ’sında naklettiği hadisleri, hadiste müceddit sayılan Zeynüddin Irâkî, tek tek ele almış ve: “Şu sahihtir, şu hasendir, bu da zayıftır.” demiş ve kritiğe tâbi tutmuştur. Tabipten mühendislikle, kimyacıdan tabâbetle alâkalı mevzular sorulmaz. Demek ki, bu hadise olan itirazın, sağlam ve ilmî bir dayanağı yok.