İçeriğe geç

اِتَّقِ شَرَّ مَنْ أَحْسَنْتَ إِلَيْهِ“Kendisine iyilikte bulunduğun kişinin şerrinden sakın.”4 Bir defa bu sözün hadis olamayacağı bir yana, mantığa ve akla uygunluğu da yoktur. Eğer, uydurma caiz olsaydı ben: أَحْسِنْ إِلَى مَنِ اتَّقَيْتَ شَرَّهُ“Şerrinden korktuğun kimseye iyilikte bulun.” derdim. Çünkü iyilik, insanı yumuşatır ve iyiliği yapana köle eder. Nitekim, bu hakikati ifade eden bir sözde: “İnsan, ihsanın kölesidir.” denmiştir. Diğeri ise, Efendimiz’e (sallallâhu aleyhi ve sellem) isnadı mümkün olmayan korkunç bir yalandır.

Yukarıdaki sözün akla ve mantığa uygun olmadığından da bahsetmiştim. Evet, İslâm, aklîdir, mantıkîdir; ancak onun aklî ve mantıkî olması ile akla ve mantığa dayanması farklı şeylerdir. İslâm, insanüstü bir hakikattir. Bu hakikat, Allah ve Resûlü’nün tayin ve tespit ettiği şeydir. İnsana düşen, bu hakikati bulmaktır; yoksa tek tek her akıl, hiçbir zaman hakikatin kaynağı olamaz.

Hakikat bu iken, bugün maalesef bir kısım ilim mahfillerinde bu husus da ayrı bir mecraya çekilerek suiistimal edilmek istenmektedir. Meselâ: “Bendendir diye bir söz naklettiğinizde, onu kendi aranızda müzakere edin. Eğer o söz hakka muvafıksa, tasdik edin ve dininize bir esas olarak kullanın. Ben, onu konuşmuş olayım olmayayım, fark etmez; yeter ki, söz hakka muvafık olsun.”

Bu söz, kesinlikle hadis değildir ve olamaz da. Çünkü, yukarıda ifade ettiğimiz gibi, hakkı tayin ve tespit eden Allah ve Resûlü’dür; yoksa, kişilerin ölçü ve değerlendirmeleri, Resûlullah’ın sözleri için asla kıstas olamaz. Tam aksine, insanlar, kendi söz ve davranışlarını Resûlullah’ın sünnetine, yani söz ve davranışlarına uydurmak mecburiyetindedirler.

406