İçeriğe geç

Mescid-i Aksâ, bir remizdir; elden çıkışı mânevî mağlubiyetin, kapısını mü’minlere bir kere daha açması da, hakikî mü’minlerin yeniden kendini bulmasının remzidir. Eğer Mescid-i Aksâ, Kitap’ta ve Sünnette tartılara gelmeyen bir ağırlığa sahipse, Allah Resûlü de bunu ifade buyurmuşsa, o zaman bu hadisi yalanlamak niye? Ama onun, Mescid-i Nebevîye rüçhâniyetine gelince, o, münakaşa edilebilir. Mescid-i Aksâ gibi yerlerdeki ibadete gelince, oraya ait hususî bir ibadet yoktur. Zaten, ibadetlerdeki zaman-mekân tayini de Şâri’e aittir. Nitekim, İbn Abbas Hazretlerinden gelen bir rivayette bir kadın, tutulduğu bir hastalıktan kurtulursa, gidip Mescid-i Aksâ’da namaz kılmaya nezreder. Hastalıktan kurtulur ve yolculuğa çıkmak üzere hazırlandığında Hz. Meymûne Validemiz’e gelip, meseleyi açar. Meymûne Validemiz de ona şöyle buyurur:

اِجْلِسِي فَكُلِي مَا صَنَعْتِ وَصَلِّي فِي مَسْجِدِ الرَّسُولِ * فَإِنِّي سَمِعْتُ رَسُولَ اللّٰهِ * يَقُولُ: صَلَاةٌ فِيهِ أَفْضَلُ مِنْ أَلْفِ صَلَاةٍ فِيمَا سِوَاهُ مِنَ الْمَسَاجِدِ إِلَّا مَسْجِدَ الْكَعْبَةِ

“Otur da yaptığın yemeği ye (burada kal ve işine bak), namazını da Resûlullah’ın (sallallâhu aleyhi ve sellem) mescidinde kıl! Çünkü ben, Resûlullah’ın (sallallâhu aleyhi ve sellem) şöyle buyurduğunu işittim: ‘Bu mescitte kılınan namaz, Kâbe Mescidi dışındaki mescidlerde kılınan bin namazdan efdaldir.’ ”33

419