İçeriğe geç

Sahabe de Bedir’e işte bu anlayışla güle oynaya gelmişlerdi. Çünkü önlerinde Cennet vardı.. ebediyet vardı ve Allah hoşnutluğu vardı. Melekler, o gün onların o tavırlarını öyle beğenmişlerdi ki, onlar “Ehad! Ehad!” dedikçe âdeta semalar deliniyor ve aşağıya tabur tabur melek iniyordu. Sanki daha Bedir başlamadan, Bedir’in zaferini kutlamak ve o zafer adına bir şehrâyin, bir donanma gecesi tertip etmek için melekler yeryüzüne iniyorlardı. Gören görüyordu; başlarında beyaz sarıklar ve sırtlarında beyaz urbalar. Niçin beyaz urbalar? Çünkü sahabe Bedir’e gelirken beyaz urbalarla gelmişti. Dillerinde parola, “Ehad! Ehad!” Evet, böyle karşılıyorlardı oraya gelirken, ruhları gibi simsiyah elbiseler içinde gelen Mekke müşriklerini ve kocamış küfür babalarını.

Bedir’e güle oynaya gelen sahabenin biri, güle oynaya bir ağacın başına çıkmış hurma yiyordu. Allah Resûlü’nün: “Bugün kim Allah’a iman ederek ve sevabını Allah’tan (celle celâluhu) bekleyerek burada savaşıp ölürse Cennet’e girer.” bişaretini duyunca dakika fevt etmeden elindeki hurmaları savurdu ve: “Bunların eliyle ölmekle Cennet’e gireceksem, bu cana minnet!” dedi, sonra da düşman saflarına dalıverdi. O gün bu sahabi Bedir’de muradına ermişti.”8

Esasen bu arzu, onların müşterek duygu ve düşünceleriydi. Onun için oraya şevk u tarâb içinde gelmişlerdi.. Bu, öyle önemli bir dinamiktir ki hiçbir gücün bunu aşması mümkün değildir.. ve işte bu asker, bu ruh, bu şuur içinde hazırlanmıştır.

Böyle güle güle ölüme giden askerle savaş edilmez! Çünkü o âdeta elinde iki can taşıyor, yani dünyayı da ukbâyı da hakir görüyor ve sadece “Allah” diyor, yollara düşüyor. Başa çıkılmaz bu ihlâs ve rıza topluluğuyla..

c. Sistemli Ordu

200