İçeriğe geç

… Ve tabiî şehitlik için dua edenlerin duası da kabul olmuştu: Enes b. Nadr dua etmiş, İbn Cahş dua etmiş, Hamza dua etmiş ve bunların duaları kabul olunmuş, olunmuş da kanatlanıp göklere uçmuşlardı. Uçan uçup gitmiş, kalanlar kan seylapları önünde sürüm sürüm.. ve sanki Uhud da herkes gibi ağlıyor; ama kan ağlıyordu.. bir de yüreklerin kan ağlaması vardı ki, o da Allah Resulü’nün vefatı şâyiasıyla feverana başladı; başladı ve çoklarının kuvve-i mâneviyesini sarstı.. ve işte bu esnada, Müslümanlardan bir kısmı Medine’ye gelip yeni bir tabye planlamak, kimi başka mülâhazalarla sağa-sola koşuşup durmaya başlamışlardı.. ve tam mânâsıyla panik içindeydiler ki; tam bu esnada Ka’b b. Mâlik’in o gürül gürül sesi duyuldu: يَا مَعْشَرَ الْمُسْلِمِينَ! أَبْشِرُوا، هٰذَا رَسُولُ اللّٰهِ “Ey Müslümanlar! Size müjdeler olsun, işte Resûlullah (hayattadır)!”56

Uhud bu sesle; yeniden bir “ba’sü ba’de’l-mevt”e uyanır gibi cana geldi ve herkes O’na doğru koşmaya başladı. İkinci tahşidat, Resûlullah’ın içinde bulunduğu çukurun etrafında yapıldı. Yeniden, etten-kemikten bir sur teşekkül etmişti. Kimisi O’nun etrafında pervane gibi dönüyor, kimisi mübarek yüzüne saplanmış miğfer parçalarını çıkarmaya çalışıyor ve kimisi de halkın orada toplanmasını temine çalışıyordu. Ama hepsi de O’nun üzerine tir tir titriyordu. Zaten, O’nun bir tek dişine zarar gelmemesi için canını vermeyecek tek bir sahabi yoktu. İşte bu, Allah Resûlü’nün etrafındaki ikinci tahşidattı.! Bir kere daha ölmeye söz verecek ve O’ndan ayrılmayacaklardı.

241