“Nice peygamberlerin yanında Rabb’e kul olmuş savaşan rabbanîler vardır ki, Allah yolunda başlarına gelenlerden ötürü gevşememişler, yılmamışlar ve boyun eğmemişlerdir. Allah sabredenleri sever. Onların dedikleri ancak şu idi: ‘Rabbimiz! Günahlarımızı, işimizdeki aşırılıklarımızı bize bağışla, sebatımızı artır, inkârcı topluluğa karşı bize yardım et!’ Bu yüzden Allah, onlara dünya nimetini de ahiret nimetini de fazlasıyla verdi. Allah işlerini iyi yapanları sever.”48
Âyet, rabbanîleri anlatıyordu. Ama tarihî tekerrürler zaviyesinden anlatılanlar, Uhud’da kavga veren insanlardı. Zaten bu âyetler Uhud münasebetiyle nazil olmuştu.
c. Uhud’un Safhaları
Uhud’da üç ayrı tablo vardır:
ca. Birinci tablo:
Allah Resûlü’nün alelacele verdiği kararların başarı ve muvaffakiyetle neticelenmesi tablosudur. Gerçi bu bölümde de birkaç şehit verilmişti. Ama Seyyidina Hz. Hamza, Ebû Dücâne, İbn Cahş (radıyallâhu anhüm) düşmanı ekin biçer gibi biçip geçmişlerdi. Ve açık bir zafer kazanılmış, düşman da bozguna uğratılmıştı. Bu esnada kadınlar, yollarda kaçışanların ayaklarından tutup, kaçmayı önlemeye çalışmış ve “Bu size yakışmaz!” diye yalvarmışlardı ama, kaçmaya yüz tutmuş Mekke ordusunu durdurmak mümkün değildi.