İçeriğe geç

Şimdi gelin bir zat düşünün ki, yaşadığı devirde küfür ve dalâlet belli kanunlarla sistemleştirilmekte, bütün fenler Allah’a baktığı, Allah’a delâlet ettiği ve bütün ilimler “Allah birdir.” dediği hâlde, materyalizmden gelen bir bakış açısı, bir anlayış ve sapık felsefeyle bütün bu ilimler Allah’ı inkâr adına bir silah olarak kullanılmakta. Marks ve Engels’den başlayıp daha sonra çeşitli istihaleler sonucu birer ilmî gerçek olarak algılanan materyalizme ait pek çok mesele pozitivizm ve rasyonalizm unvanlarıyla insanımızın akidesini tahrip etmektedir.

İşte, künde künde üstüne devrildiğimiz böyle bir zaman ve zeminde bütün bu hücumlara karşı bazı kimseler, ortaya koydukları eserlerle, sarsılmış, bozulmuş akidemizi ıslah ediyor, binlerce insanın yeniden Efendimiz’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) yoluna ulaşmasına, mihrabını bulup camiye teveccüh etmesine vesile oluyor ve yine binlerce insanın –Kur’ân’ın inkâr ve tezyif edildiği bir dönemde– Kur’ân’ın âyât-ı beyyinâtını gökteki yıldızlar gibi ehl-i insafa gösteriyor, iman hakikatlerini ispat edip çok sayıda insanın bu esaslara iman etmesine vesile oluyorsa, o zaman niçin Kur’ân’ın bu zatlar hakkında bir kısım işaretleri bulunmasın ki?!..

Günümüzde de değişik ad ve unvanlarla dine-imana hizmet veren bir hayli cemaat ve grup var ve bunların çoğunun da çizgisi tam.. şimdi bunlardan biri kalkıp tahdis-i nimet mülâhazasıyla “Bana öyle geliyor ki, Kur’ân’ın şu âyetinde, bugün yapılan şu işlere işaret var.” dese, bütün samimiyetimle “Niçin olmasın ki?..” derim. Çünkü “Bir insanın hidayete ermesi, üzerine güneşin doğup battığı her şeyden daha hayırlıdır.”

12