İçeriğe geç
26. Bölüm

Aşere-i̇ Mübeşşere

Soru: Aşere-i Mübeşşere hakkında ciddî bir malumatımız yok. Bu zevat-ı kiramın daha dünyada iken Cennet’le müjdelenmeleri ne ile izah edilebilir? Dinimize hizmet anlayışları diğer sahabilerden daha mı fazladır ki hayatta iken Cennet’le müjdelenmişlerdir?

Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) tarafından Cennet’e girecekleri daha hayatta iken kendilerine müjdelenen on sahabiye “Aşere-i Mübeşşere” denilmektedir. Bu on sahabi; Hz. Ebû Bekir, Hz. Ömer, Hz. Osman, Hz. Ali, Hz. Talha b. Ubeydullah, Hz. Zübeyr b. Avvam, Hz. Abdurrahman b. Avf, Hz. Sa’d b. Ebî Vakkas, Hz. Ebû Ubeyde b. Cerrah ve Hz. Said b. Zeyd’dir (radıyallâhu anhüm ecmain).

Şimdi sorunun cevabına geçelim. Evvelâ, ashab efendilerimizin Cennet’le müjdelenmeyenleri hakkında dahi Cennet’e gitmeyecek şeklinde bir düşüncenin kafa ve kalbimizde bulunması, Allah’ın mümtaz ve müstesna olarak yarattığı, mümtaz ve müstesna Nebi’sine ittiba ile serfiraz o zevat hakkında bir suiedeptir.

Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem), bir hadislerinde, “Allah, ümmetimden yetmiş bin insanı sorgusuz sualsiz Cennet’e koyacak.” buyurmaktadır. Herhâlde hadiste sorgusuz sualsiz Cennet’e gidecek olan insanlar içinde evvelâ ashab-ı kiramı düşünmek gerekir. Bu hadisin devamında ise şöyle buyrulmaktadır: “Ben, Cenâb-ı Hak’tan artırmasını istedim. Her bire bedel, bir yetmiş bin, bir yetmiş bin oldu.”

Bu ifade neticesinde karşımıza büyük rakamlar çıkmaktadır. Böyle olunca biz, –kanaat-i âcizanemce– en başta bu pâye ve mazhariyeti ashab-ı kirama verme mecburiyetindeyiz. Çünkü her şeyden evvel Allah’a ve Nebi’sine en yakın olarak başta onlar gelmektedir. Zaten Allah Kur’ân-ı Kerim’de pek çok yerde, onlardan razı ve hoşnut olduğunu da anlatmaktadır.1

1