İçeriğe geç

Dördüncü husus ise, meşrebi, mezhebi nazara verip anlatma, karşımızdaki insanda bazen antipati uyarabilir. Bizim gibi düşünmeyen kimseler için “Onun işi bitmiştir, başının çaresine baksın, gayyada kendisine bir yer hazırlasın..” gibi ifadeler, bizim bu hususta hamlığımızın ve sahip olduğumuz değerlerin bizde bir iz bırakmadığının işaretidir. Böyle azap melekleri gibi davranmakla insanları –müspet de olsa– belli bir çizgiye çekmek mümkün değildir. “Falancı, filancı ol kurtul!” deme yerine “Müslüman ol kurtul!”, hatta daha evrensel mânâda “Hakikî insan ol kurtul!” deme çok daha önemlidir. Çünkü o da Müslümanlıktan geçer.

Burada “Bu mızrak çuvala nasıl sığacak?” şeklinde bir soru akla gelebilir. Ama Allah dilerse Bektaşi akidesiyle deveyi küçültmeden, iğnenin deliğini de büyültmeden deveyi o iğnenin deliğinden geçirir. Hizmet vetiresinde böyle bir yol takip edilirse, Kur’ân’da haber verilen Ashab-ı Kehf’in çarşıya gönderdikleri arkadaşlarına, “..nazik davransın ve sizi kimseye sezdirmesin”3 dedikleri gibi, sizin mevcudiyetiniz de dahilî ve haricî kimseyi kine, nefrete, kıskançlığa sevk etmez ve kimse sizden rahatsız olmaz.

5