İçeriğe geç

İkinci bir husus ise, anlatılan şeyler, mübalâğaya kaçmadan ve sadece doğru olanın ifade edilmesine münhasır kalmalıdır. Bilindiği gibi mübalâğa zımnî bir yalandır. Meselâ bir yerde yüz talebeye bakmış, onlara burs vermişseniz, “Yüzlerce talebeye burs veriyoruz.” demeniz; yine beş-on insanı master/doktora için Avrupa’ya, Amerika’ya göndermişseniz, “Onlarca talebeyi gönderiyoruz.” demeniz birer zımnî yalan olur ve Allah yalanı sevmez. Bazen bir meseleyi çözelim, bir-iki insanın gönlüne girelim diye hep aynı hatayı irtikâp ediyor, meseleleri abartarak anlatıyoruz. Böyle bir üslûbun faydası olmak bir yana dünya kadar zararı oluyor. Mekke’yi fethedip Taif’e yönelen Allah Resûlü’nün ordusu için Kur’ân: “O günkü sayıca çokluğunuz sizi böbürlendirmiş ama bu size fayda vermemişti.. ve olanca genişliğine rağmen dünya başınıza dar gelmişti. Sonra da bozguna uğrayarak düşmana arka çevirip kaçmaya başlamıştınız.”2 buyurmaktadır. Demek azıcık kendi işini beğenme, arkasından bozgunu da beraberinde getiriyor. Evet, siz, birtakım sloganlarla bir propaganda yapar, bir şeyler anlatırsınız ama arkadan gelecek daha güçlü bir propaganda onu yıkıp yok edebilir. Ancak hâl ve davranışların hâsıl ettiği imajı yıkmaya kimsenin gücü yetmez…

3