Tahdi̇s-i̇ Ni̇met Ve Bazı Esaslar
Evvelâ Cenâb-ı Hakk’ın bizlere vermiş olduğu lütufları idrak edip onların şuurunda olmamız ve yer yer onları başkalarına anlatmamız, وَأَمَّا بِنِعْمَةِ رَبِّكَ فَحَدِّثْ“Şimdi gel Rabbinin nimetini anlat da anlat!”1 fehvâsınca bir tahdis-i nimet sayılır. Rabbimiz şimdilerde bir kere daha milletimize çok büyük lütuflarda bulundu; yoklukta varlık cilvesi gösterme imkânı verip ona yeniden var olma yolları lütfetti. Her an bunların şükrünü eda etme duygusu içinde yaşamamız ve bu uğurda vilâyetin Şah-ı Geylânîcesine, Muhammed Bahâuddin Nakşibendîcesine, Muhyiddin İbn Arabîcesine, İmam Rabbânîcesine; zühdün Fudayl İbn İyazcasına, İbrahim Ethemcesine; ihlâs-ı kâmilin Bediüzzamancasına ve Mevlâna Halidcesine talip olmamız gerekir. Aksine bizi bunca nimetlerle perverde eden Zât’a karşı nankörlük etmiş oluruz.
Dipnotlar
- 1 Duhâ sûresi, 93/11.