İçeriğe geç

Âyette bahsedilen hayatı yaşayanlardan birisi olan iffet âbidesi Ebû Hüreyre (radıyallâhu anh) o dönemdeki durumunu şöyle nakleder: “İnsanlardan bir şey istemeye çok utanırdım. Çok defa açlıktan bayılırdım da beni saralı zannederlerdi; çocuklar gelir benimle eğlenirlerdi.” Bu hâlinden ötürü Ebû Hüreyre’nin dilencilik yaptığını hatta temellukte bulunduğunu düşünenler bile olmuştur. O, insanlardan bir şey istemeye utandığından أَسْتَقْرِأُ şeklinde bir ifade kullanıyordu. Esasen bu cümle, “Ben sizden Kur’ân talep ediyorum.. bana Kur’ân okuyun.” mânâsına anlaşılabileceği gibi “Bana yemek verin.” anlamına da gelmekteydi. Tabiî, hâlden anlamayanlar, tıpkı ölen adama Kur’ân okunduğu gibi oturup onun başında Kur’ân okuyorlardı.

Hakîm b. Hizam da sahabe-i kiramın ileri gelenlerindendir. Bu sahabi de Ebû Hüreyre gibi kimseden bir şey istememeyi ahlâk hâline getirmişti. Efendimiz, Hakîm b. Hizam’la insanlardan bir şey istememe konusunda söz almıştı. O da ömrünün sonuna kadar bu sözünde durmuştu. Öyle ki, kırbacı yere düşürdüğünde onu bile kimseden istememek için devesinden inip alır, yine devesine binerdi. Daha sonraları ise Hakîm b. Hizam’a sadaka ve teberru adına hiçbir şey kabul ettirilememişti.

6