Bu mevzua müşahhas bir misal olması açısından sahabe-i kiramdan İbn Mesud’u örnek vermek mümkündür. İbn Mesud, konuşması, mimikleri, oturması ve kalkması ile Allah Resûlü’ne en çok benzeyen sahabilerden biridir. Burada istidradî olarak şunu arz etmekte de yarar var: Bazı kaynaklarda İbn Mesud’un davranışları itibarıyla “tamamen Efendimiz’e benzediğine” dair rivayetler vardır. Bu rivayetlerde İbn Mesud’u Efendimiz’e benzetenlerin, onu “tanıdıkları sahabe arasında” benzettikleri anlaşılıyor. İhtimal bu söz, uzun süre Kufe’de bulunan İbn Mesud’u görmüş Kufeliler tarafından söylenmiş olmalıdır. Meselâ Kufeliler, Hz. Ömer’i veya Hz. Ebû Bekir’i hiç görmemişlerdi; görselerdi ihtimal fikirlerini değiştirecek ve başka benzerlerden de bahsedeceklerdi. Zira, çoğunluğu itibarıyla bütün ashabı, hem de her hâl ve davranışlarıyla O’nu (sallallâhu aleyhi ve sellem) hatırlatıyorlardı.
Kufe’de İslâmî duygu ve düşüncenin sistematik olarak yapılanması ve şekillenmesinde İbn Mesud Hazretleri’nin rolü çok büyük olmuştur. Bu itibarla da Kufe’de hemen herkes onu tanıma fırsatı bulmuştu. Öte yandan ta gençlik ve çocukluk yıllarında İslâm’la müşerref olan İbn Mesud, Efendimiz ve O’nun hane-i saadetlerine o kadar yakın olmuştu ki, bazıları onun Ehl-i Beyt’ten olduğu zannına bile kapılırdı. Evet, gerçekten de İbn Mesud, ilk Müslümanlardan olması ve erken yaşlardan beri hep Allah Resûlü’nün yanında bulunması itibarıyla Efendimiz’in tavırları onun tabiatı hâline gelmişti; ama kendilerine bakıldığında, ibadet ve tavırlarında Efendimiz’in görüldüğü daha pek çok sahabe ve tâbiînin varlığı da bir gerçektir.