İçeriğe geç

Evet, Efendiler Efendisi hemen her şeyi, Allah’ı anlatma yolunda bir vesile olarak değerlendiriyordu. Allah Resûlü, maddî olarak zengin değildi. Zaten hayata gözlerini fakir olarak açmıştı. Hatta bazı siyer yazarlarının dediğine göre O’na (sallallâhu aleyhi ve sellem) babasından ve dedesinden kalan bir şey de yoktu. Nitekim O, cömertliği dillere destan olan Abdulmuttalib’in ve geniş bir nüfuza sahip bulunan amcası Ebû Talib’in himayesi altında kaldıktan sonra Hz. Hatice ile evlenmiş ve birden Mekke’nin sayılı servetlilerinden biri oluvermişti. Ama ne gariptir ki, yine kaynaklardan öğrendiğimiz kadarıyla, peygamberliğin 5. veya 6. senesinde, Efendimiz’in elinde avucunda hiçbir şey kalmamıştı. Birçok hadiste ifade edildiği gibi O, çoğu zaman aç yatar, aç kalkardı. Elindeki bu serveti ne yaptığı ile alâkalı çok geniş bilgilere sahip değiliz. İhtimal ki insanları çağırarak, onlara yedirip içirdi ve sonra da dinini anlattı. Zaten bir şey vermeden bir şey almak da mümkün değildir. Nitekim “İnsan ihsanın kölesidir.” demişler.

5