Aslında insanlarla beraber yaşamak aynı zamanda ilâhî ahlâkın da gerektirdiği bir husustur. İnsanlara dinî hakikatleri anlatmak, onlarla iç içe yaşama ve onlara yanaşma ile mümkün olabilecektir. Kudsî bir hadiste, “Kulum Bana bir adım gelirse Ben de ona yürüyerek gelirim; o yürüyerek gelirse Ben koşarak gelirim…” buyrulmuştur. Bu hadisten anlaşıldığı üzere, insanların Allah’a karşı küçük bir teveccühü, Allah’ta büyük bir teveccühe vesile olmaktadır ki, Efendimiz de hep bu ahlâkla hareket etmiştir.
Bu meseleye bir de şu hadisin tedaî ettirdiği mânâ ile bakmanın faydalı olacağını düşünüyorum. Efendimiz’e nisbet edilen, isnadı açısından hayli zayıf bir sözde: تَخَلَّقُوا بِأَخْلَاقِ اللّٰهِ“Allah ahlâkıyla ahlâklanın.” buyrulmaktadır. Bu söz; “Allah size nasıl davranıyorsa, siz de çevrenize öyle davranın.” demektir. Eğer Allah (celle celâluhu) yarım adım atanlara bir adım yaklaşıyorsa, bir adım atanlara yürüyerek geliyorsa, bize düşen şey de, karşımızdaki insan ile anlaşma adına ilk adımı atmamız olmalıdır. Efendimiz’in hayatında bunun birçok misalini görmek, göstermek mümkündür. O (sallallâhu aleyhi ve sellem), elden geldiğince etrafındaki insanlarla anlaşmaya çalışır, uzlaşıp-anlaşmayı her zaman etrafındaki insanlara hakikatleri anlatmada önemli bir vesile sayardı.