İçeriğe geç

İkinci Cihan Harbine gelindiğinde, Hitler’in kafasında ayrı bir yenilenme düşüncesi vardı. O’na göre dünyanın yenilenmesi Nazizme teslim olmasıyla gerçekleşecekti. Çünkü Alman felsefesi ve düşüncesine göre dünya, bir bakıma naturel seleksiyonla gerçekten yaşama hakkına sahip en güçlü, en dinamik, en saf bir ırkla idare edilmeliydi. Tabiî ki bu ırk Alman ırkıydı. Allah onlara o fırsatı vermeyince Amerika ve Rusya’nın fikir halîtası dünyada müessir olmaya başladı. Esasta bu iki kutuplu dünyanın ikisi de materyalist idi. Vâkıa birisi açıktan bazı şeyleri nefyediyor, birisi de sûrî olarak onları kabul ediyor görünüyordu. Bu da dünya adına ayrı bir tâli’siz yenilenme dönemi sayılabilirdi!..

İçinde bulunduğumuz yüzyılın sonlarında Rus İmparatorluğunun çözülmesi önemli bir hâdisedir. Elbette, bunun da beraberinde getirdiği bir yenilenme süreci olacaktı. Ancak, batılıların devamlı ifade ettikleri ve sahiplenmek istedikleri bu yenilenmenin ne türlü bir yenilik olduğunu anlamak oldukça zordur.

Kanaat-i âcizânemce, bundan sonra ırk meselesi içtimâî coğrafyada, eskiden olduğu ölçüde tesirli olamayacak. Bu da, her yenilenmenin arkasında, şöyle böyle felsefî bir cereyanın bulunması esasına binaen, önümüzdeki büyük değişimle de, dinlerin, yeniden içtimâî coğrafyada hâkim hâle gelecekleri kanaatini kuvvetlendirmektedir. Evet, herkesin kendi mabedine doğru koştuğu şimdilerde, peşi peşine yeniden yapılanmalar, yeniden din motifli oluşumları netice verecektir. Haliyle bu da dünyada, şimdiye kadar olandan farklı bir yeniden şekillenmeyi beraberinde getirecektir.

3