Ardından, Kur’ân-ı Kerim’in وَإِنَّ مِنْ شِيعَتِه۪ لَإِبْرَاهِيمَ“Şüphesiz İbrahim de Nuh’un milletinden idi.”1 ifadesiyle belirtilen Hz. İbrahim’in dönemi başlamış. Âyetteki مِنْ شِيعَتِه۪ sözcüğünden Hz. İbrahim’in, Hz. Nuh’un duygu, düşünce, sîret açısından bir sürgünü ve devamı olduğu anlaşılıyor. Bununla beraber Hz. İbrahim de ayrı bir yenilikle geliyor. Bu yeniliği, O’nun Hanîflik (tevhid) düşüncesinde, gelmiş-geçmiş peygamberlerin hepsinden daha hassas olması ve bu düşünceyi yüksek debili iki önemli mecrada akıtması şeklinde anlamak mümkündür. Bunu bir ölçüde, Efendimiz’in getireceği mesajın alt yapısını hazırlama olarak da kabul edebiliriz. Zaten Allah Resûlü de Hz. İbrahim için peygamberler içinde kendisine en çok benzeyen bir peygamber olduğunu ifade etmektedir.2
Daha sonra ise, Hz. İbrahim’in sunduğu mesajın, bir toplumu harekete geçirecek ve şekillendirecek kanunlar mecmuası haline gelmesi söz konusudur ki bu da, Hz. Musa’nın eliyle gerçekleşecektir. Böylece Hz. Musa da beşer tarihinde ayrı bir yenilenmenin mimarı olacaktır. Görüldüğü gibi, zamanı değişik çağlara bölmesek de, bu şekilde tarihî tekerrürler devr-i dâimi içinde, onda, inişlere çıkışlara ve yenilenmelere açık daha farklı değişimleri görmek de mümkündür.
Asrımıza doğru gelirken, Birinci Cihan Harbiyle, yine bir yenilenme süreci yaşandığı söylenebilir. Evet o zamanlar, herkesin dilinde pelesenk haline gelen söz, “Dünya süratle yenilenmeye gidiyor.” sözcüğü idi. Tabiî ki güçlü devletler bu süreci kendi çıkarları adına çok iyi değerlendirdiler.
Dipnotlar
- 1 Sâffât sûresi, 37/83.
- 2 Buhârî, enbiyâ 24; Müslim, îmân 271.