Yeni̇lenme Var Yeni̇lenmeden İçeru
Dünya şimdiye kadar çok kereler yenilenmiş, içtimâî metamorfozlar yaşamış ve kabuk değiştirmiştir. Ne var ki ben bu tarih boyu gerçekleşen yenilenmelerin, batılıların tasniflerine uygun bir biçimde, İlk Çağ, Orta Çağ, Yeni Çağ vb. dönemler şeklinde gerçekleştiğine inanmıyorum. Batı tarihindeki bu çağ taksimleri tamamen izâfîdir. Bu bana, insanın, âdeta eline bir testere alıp, hiçbir dayanağı olmaksızın rastgele zamanı dilimlere ayırması gibi geliyor. Ne var ki meseleye enbiyâ-i izâmın bi’setleri ile yaklaşacak olursak, tarihî tekerrürler devr-i daimi içinde sürekli bir yenilenmenin yaşandığını kabul etmek yerinde olur.
Seyyidinâ Hz. Âdem’le başlayan bir sistem ve düşünce tarzı, ilk mürselînden olması itibarıyla Hz. Nuh’a kadar devam etmiştir. Her ne kadar Hz. Âdem’e de on sahife verilmiş olduğu Sünnet-i sahîha’da sabit olsa da, Hz. Nuh, insanlığın ikinci babası olması itibarıyla onun ayrı bir hususiyeti vardır. O’nu mürselînin ilki yapan, insanlığa bir yenilik, bir değişiklik sunmuş olmasıdır. Bu değişikliği takip edemeyen küfür yobazları ve ilhad mürtecîleri ise O’na başkaldırmış ve kendi isyanlarıyla yok olup gitmişlerdir. Evet bir tufan hâdisesi gerçekleşmiş; yeryüzü yıkanıp yeniden ter ü taze ve dengeli hale gelmiş.. derken yeni bir dönem yani Nuh dönemi başlamış…