İçeriğe geç

Bir de, Üstad’ın çokça üzerinde durduğu bir zılliyet ve asliyet mevzuu var ki, bununla ilgili kısa açıklamada bulunmanın da yerinde olacağı kanaatindeyim. Şöyle ki enbiyâ-i izâm Cenâb-ı Hakk’ın Zâtî tecellîlerini temsil ederler. Bunun aklen bütün insanlar için düşünülmesi de söz konusu olabilir. Zira hemen her insan üzerinde, Cenâb-ı Hakk’ın isimlerinden biri daha hâkimdir. Dolayısıyla aynı mazhariyeti paylaşan insanlar, bazen birbiriyle karıştırılabilir.11 Diyelim, Hz. Mesih bir reşhadır. Bir başkası ise, vilâyet-i kübrâya mazhar olduğundan, seyr-i ruhânîsinde onunla aynı yörüngeyi paylaşır ve seyrini o zatın izinde, onun ekseninde sürdürebilir. Dolayısıyla o zata bakılınca, bazen “asl”a iltibas da söz konusu olabilir. Yani bazen gölge, asıl zannedilir. Hâlbuki bu bir yanılmadır. Bu mânâda “cüz”ün “küll” görülmesi, daha doğrusu vehmedilmesi çokları için her zaman bir iptilâ vesilesi olagelmiştir…

5