İçeriğe geç

Bazen bu hâlin meydana gelmesi, seyr ü sülûk-i ruhânî ve bu yolda ‘erbaîn’lere bağlıdır. Bu, kırk gün, belki kırk ay, belki de kırk sene.. tertemiz bir hayat yaşama demektir. Bazı istidatlar, az bir gayret ve kısa bir zaman içinde, âdeta bir kibrit çakar gibi, hemen inkişaf edebilir; bazıları da uzun zaman ve uzun cehde ihtiyaç duyarlar. Küçük bir örnek olarak, bir insan kırk gün yalan söylemezse, içine hikmetler akmaya başlar. Bir başka insan da, otuz sene erbaîn yaptığı halde duyguları inkişaf etmeyebilir. Ancak, ne çabuk inkişaf eden fahirlenmeli, ne erbaînlerden kurtulamayan ye’se düşmelidir. Aksine, “Demek benim inkişafıma kırk yıl lâzımmış..” demeli ve yoluna devam etmelidir. Evet, ancak bu şekilde bir ısrar ve gayretle, daha dünyada iken, cennet yamaçlarında gezmek mümkün olabilir.

Evliyâ ve asfiyâdan bazılarının cennet yamaçlarında gezmeleri çok vuku bulan şeylerdendir. Bu durum istidat ve kabiliyetlerinin yanında, Allah’ın hususî ihsanlarına mazhariyetleriyledir ve o mazhariyetin derinliği ölçüsündedir. Doğrusu bu bizi aşan bir mevzudur. Zira herkesin âsâr-ı feyzi, kendi istidadına göredir. Halk arasında meşhurdur; nisan yağmuru yağınca yılan ondan zehrini, sadef de incisini alırmış.. dolayısıyla mercan, bağrında inciler besler; yılan da zehir. İstidatlı olan insanlar, inşâallah o velilik makamını yakalar, yaşar ve o mazhariyete ulaşırlar.

279