Buna karşılık, Hristiyanlık, ta baştan mücerret bir sevgi dini olma mülâhazasıyla, bir insanlık realitesi olan savaş konusunda kaideler koymamakla, Batı’da dünya savaşlarının, Yüzyıl Savaşları gibi daha başka savaşların, Nagazaki ve Hiroşimaların meydana gelmesine mâni olamadığı gibi, bunların çok fazla kanlı ve birer fecaat hâlinde tecellî etmesine de âdeta tersinden katkıda bulunmuştur.
Evet, Batı tarihi, İslâm’ın ta başında Mute ve Yermuk’la başlayan, Haçlı seferlerinde ve onu takip eden süreçte devamlı İslâm’a karşı saldırılarla ve hatta kendi içinde savaşların tarihi olagelmiştir. Huntington ve benzerlerinin geleceğe bakış açıları da aynı mantalitenin ürünü olup, aynı ruh hâletini yansıtmaktadır.
Biz, Allah’ın lütuf ve keremiyle şimdilerde başlayan ve bir ölçüde bütün dünyaya yayılma istidadı gösteren hoşgörü ve diyalog esintilerinin devamı için elimizden geleni yapmaya çalışacak ve inşâallah tahmincileri yalan çıkaracağız. Zira biz inanıyoruz ki, bu meltemler öldürücü silahları, mekanize birlikleri ve daha başka pek çok olumsuzlukları altedecek güçtedir. Planı çok eskilere dayalı bu yepyeni mesajın toplumun her kesiminde ifade edilip sahneye konulması, günümüzün muhabbet fedailerine bir ilâhî iltifattır.
Bu açıdan da diyoruz ki, hoşgörü ve diyalog, ülkemizde en iyi bir şekilde temsil edilmeli ve bu konuda mutlaka bütün dünyaya örnek olunmalıdır. Asya, Allah’ın inayet ve keremiyle bu hususta dirilirse, bütün bir dünyanın onun etrafında kümelenmesi hayal olmasa gerek. Bu da, insanlığa, çatışma değil, temelde aynı değerlere oturan ilâhî dinlerin, bu temeller etrafında bir araya gelmesine sebep olacak ve insanlık, kıyametten önce inşâallah yeni ve kutlu bir bahar daha yaşayacaktır.