Bunun için bugün Türkiye’de, yeni bir düşünce, yeni bir anlayış ve yeni bir hayat felsefesiyle yeni eğitim müesseselerine ihtiyaç var. Yeni nesiller ta kreşlerden ele alınarak ortaokul, liselere, oradan da milletleri adına kendilerini ispat edecekleri değişik anşlarda uzmanlaşmalara kadar hayatın her ünitesinde bir seferberlik ilan etme mecburiyetindeler. Gelecekte her şey gücünü ilimden alacağına göre, böyle bir geleceğin ilim üzerinde örgülenmesi ancak bu şekilde bir gayretle mümkün olabilecektir.
Hamiyetli, ülkesini ve milletini seven iş adamlarımızın açtığı ve şimdilerde bütün dünyaya yayılan okullar, üniversiteye hazırlık kursları ve üniversiteler, bu hedefe giden yolda henüz bir heceleme mahiyetindedir ki, bu da, mübarek bir aydınlık ve aynı zamanda geleceğin fecr-i kâzibi, yani sadece bir yalancı şafağı demektir. Yalancı şafak, sadık fecrin, yani gerçek şafağın en sadık şahididir.. evet, bundan sonra artık gerçek şafaklar tüllenecek ve –inşâallah– bir muhalif rüzgâr esmezse, milletçe hedeflenen bu yüce ufka mutlaka ulaşılacaktır.
Huntington’ın iddia ettiği medeniyetler çatışması meselesine gelince:
Bu türden iddiaların, gelecekle alâkalı gerçekçi değerlendirmelerden daha çok, dünya hâkimiyetini elinde tutan güç adına yeni hedefler belirleme ve bu hedefler çerçevesinde kamouyunu şartlandırma gayesinin güdüldüğü kanaatindeyim. Sovyet bloku dağılıncaya kadar, bir Doğu-Batı veya NATO-Varşova çatışması etrafında parçalanan insanlığın düşüncesi, bu defa da yeni bir sun’î düşman üretilerek, din ve kültür farklılığı üzerinde bir medeniyetler çatışmasına hazırlanmakta ve böylece hâkim blokun hâkimiyetinin devamı için yeni bir zemin oluşturulmaya çalışılmaktadır.