İçeriğe geç

Bununla beraber, Efendimiz’den (sallallâhu aleyhi ve sellem) sonra vilâyet çerçevesinde Peygamberlik misyonunun, Muhyiddin İbn Arabî, İmam Gazzâlî, İmam Rabbânî, Mevlâna Halid ve Üstad Bediüzzaman gibi temsilcilerle günümüze kadar gelen bir uzantısı var. Bu kutlu silsilenin gördüğü fonksiyon, öyle ümit ediyoruz ki, önümüzdeki yıllarda peygamberlik ruhunun yeniden dirilmesine zemin hazırlayacak ve bu ruh, bu mânâ bir defa daha yaşanacaktır. Gerçi başlarında peygamber olmayacak ama, sahabenin saf anlayışı içindeki Müslümanlık bir defa daha hayata merhaba diyebilecektir.

Bütün bunlar bir yana, insan, sebeplerle çevrili bulunduğundan, sebepleri görmezlikten gelerek hareket ettiği takdirde, cebrî determinizme düşeceği için, gelecek adına bir taraftan iradesini kullanarak, sebeplere öyle riayet etmelidir ki, dıştan bakanlar onu sadece sebeplere bağlı hareket eden ve sebeplere güvenen biri zannetsinler. Diğer taraftan da o, netice itibarıyla öylesine Allah’a teslim olmalı ve tevekkül etmelidir ki, dışardan bakanlar onu sebepleri hiç kabul etmeyen biri sansınlar.

Evet, işte böyle davranmak, bir taraftan sebeplerin çok önemli olduğunu göstermektedir ki insan, mutlaka yapacağı her şeyi sebepler planında ve hiç kusur etmeden yapmalı; diğer taraftan da bunu yaparken şirke girmeme endişesiyle neticeleri, başarıları, kendinden değil, doğrudan doğruya Allah’tan bilmelidir. Meseleyi bu şekilde tespit ettikten sonra yarınlar hakkındaki düşüncelerimizi şöyle özetleyebiliriz.

2