Gelecekte her şey âdeta ilim yörüngeli olacaktır.. ve bir dönemde ihmallerimizle kararttığımız ufuklar yeniden aydınlanacaktır. Evet biz, hicrî 4-5. asırda Kur’ân’ın bilhassa kevnî ilimlere bakan yönünü büyük ölçüde ihmal ettik ve bizi ayakta tutabilecek çok önemli dinamiklere tamamen sırtımızı döndük. Ben, şahsen İslâm’ın ruhî hayatı diyebileceğimiz tasavvufun medreseden kovulduğunu hep esefle müşâhede etmiş ve üzülmüşümdür. Daha sonraları tecrübî, yani “gözlem” ve “deneye” dayalı ilimlere karşı medresede alâkanın azalması, hatta pozitif ilimlerin medreseden bütün bütün kapı dışarı edilmesi ve bu çok önemli dinamiklerin her birerlerinin tek başına bırakılması mağduriyet, mazlumiyet ve mahkûmiyetimizin esaslarını oluşturmuştur. Ne var ki, artık bu ihmal bugün sezilir hâle gelmiştir. Bu büyük ihmal, mutlaka telafi edilecek ve yarınlar mutlaka ilim üzerine örgülenecek ve her şey güç ve kuvvetini ilimden alacaktır.
İlim, hızla küreselleşen, –hadisin ifadesiyle– tekârüb-ü zaman ve tekârüb-ü mekâna, yani zaman ve mekândaki mesafelerin kısalmasına kayan bir dünyada çok önemli bir yer işgal edecektir. İşte bu noktada önemli olan, bizim böyle bir dünyaya hazır olup olmayışımızdır. Gerçi bugün hem Türkiye hem de dünyanın değişik ülkelerinde birçok ilim adamımız var ama kanaat-i âcizanemce bu topyekün bir Asya’yı da beraber kucaklayacak olan büyük bir dünyanın kurulması için yeterli değildir.