Cevşen için de aynı durum söz konusu olmuştur. Eğer Cevşen Şiî imamlar yoluyla nakledilmemiş olsaydı, öyle zannediyorum ki, bütün Sünnîlerce kabul görecek ve baş tacı edilecekti. Fakat Cevşen, senet yönüyle bir tali’sizliğe uğradığı için, bunca insan sırf bu yüzden onun nurlu, feyizli ve bereketli ikliminden mahrum kalmıştır. Şu anda böyle bir tali’sizliği önleyecek güçte de değiliz. Asırların birikimiyle vücud bulmuş böyle bir kanaati bertaraf etmek imkânsız olmasa bile çok zordur.
4. Bazen hadis kriterleri ölçü olmayabilir. Ehlullahın Efendimiz’den keşfen hadis alması hiç de az vâki olmuş hâdiselerden değildir. İmam Rabbanî mealen der ki: “Ben, İbn Mesud’dan, Muavvizeteyn’in Kur’ân’dan olmadığına dair rivayetini görünce, bu sûreleri farz namazlarımda da okumamaya başladım. Ne zaman ki, Efendimiz’den onların Kur’ân’dan olduğuna dair ihtar aldım, ancak o zaman bu sûreleri farz namazlarımda da okumaya başladım.”
Bazılarının bizim Kunut duası olarak okuduklarımızı, Kur’ân’dan kabul etmesi de, yukarıda işaret etmek istediğimiz hususa ayrı bir delil kabul edilebilir. Ve yine İmam Rabbanî’den bir misal.. diyor ki: “Ben bazı hususlarda İmam Şafiî’yi taklit ediyordum. Ancak bana İmam Ebû Hanife’nin peygamberlik mesleğini temsil ettiği ihsas edildi. Ben de Ebû Hanife’ye iktida ettim…”2
Dipnotlar
- 2 İmam Rabbânî, el-Mektubat 1/305 (282.Mektup).