2. Râbıta-i mevt. Yani daima ölümü düşünüp, onunla senli benli olma; her gün ama her gün, Azrail ile randevuya hazırlanma mânâsında râbıta-i mevt. Bunun için hastahaneler ziyaret edilmeli.. çeşitli hastalıklardan dolayı orada bulunanlarla içli dışlı olunmalı. Mezarlara gidilerek ve kendimizi kurumuş kemikler hâlinde tasavvur ederek dünyanın fena ve zevali hatırlanmalıdır. Ayrıca “İnsan ölür gider, geriye eseri kalır.” mülâhazasıyla, arkada, bir eser bırakmak için durmadan çalışıp çabalamalı ve bu hayat, dolu dolu yaşanmalıdır. Bakın, İnsanlığın İftihar Tablosu’na; Refîk-i Âlâ’ya vuslatın yaklaştığı o hayat-ı seniyyelerinin sonunda bile, Bizans’a karşı bir ordu hazırlıyor,2 başına da, babası Mute’de şehit olan3 ve torunu gibi sevdiği Üsame’sini4 (Üsame b. Zeyd) getiriyor. Hastalığı ağırlaştığı o son anlarında, bayılıyor, ayılıyor ve her ayılışında da ordunun gidip gitmediğini soruyor. Rica ederim sekerât-ı mevtte olan, ölüm heyecan ve helecanlarını yaşayan bir insanın meşgul olacağı şey midir bu? Bir dava adamı için ondan da ileridir. O sultana bedel işte bir de çırak! Bu milletin içinden çıkmış o nadide dimağ; Murad Hüdavendigâr. O da göbek bağıyla bağlandığı İnsanlığın İftihar Tablosu’nun çizgisinde hayatını noktalıyor. Daha savaş meydanında ruhunu Rabbine teslim etmeden, Gazi Mihallerin, Gazi Evranosların: “Sultanım, hünkârım bir emriniz var mıdır?” diye son isteğinin ne olduğunu öğrenmek istemelerine karşılık, koca hünkâr tarihe altın harflerle yazılacak şu sözleri söylüyor: “Attan inmeyesüz, kılıcınızı kınına koymayasuz!” O, “Beni Bursa’ya götürüp gömün ve hıncımı, intikamımı alın…” vs. demiyor, aksine, söyledikleriyle uğrunda şehit olduğu dava adına aksiyon solukluyordu. İşte bu ufuk noktayı yakalama yollarından birisi de ölümü gülerek karşılama, düğüne, bayrama gidiyor gibi onu kabullenmedir.
Dipnotlar
- 2 Buhârî, meğâzî 87; Müslim, fezailü’s-sahâbe 63.
- 3 Buhârî, meğâzî 44; Müslim, cenâiz 30.
- 4 Buhârî, edeb 22, Ahmed İbn Hanbel, el-Müsned 5/205.