İçeriğe geç
4. Bölüm

Hi̇zmeti̇n İsti̇ğfar Buudu

Soru: Dinimize hizmet adına yapılan işlerde, istiğfarın yeri neresidir?

Dine hizmet adına vazifeler yerine getirilirken bazen Allah’ın hoşlanmadığı şeyler de işlenebilir ve bunlar, çok defa o işin tıkanmasına sebebiyet verebilir. Bu sebeple Kur’ân, Fetihle istiğfarı birbiriyle irtibatlandırmış ve Peygamber’e (sallallâhu aleyhi ve sellem): “Allah’ın fethi geldiğinde, durmadan istiğfar et!”1 buyurmuştur. Hz. Âişe Validemiz (radıyallâhu anhâ) diyor ki, bu âyet nazil olduktan sonra O’nun (sallallâhu aleyhi ve sellem) istiğfarı bir mecliste bazen yüz defa olabiliyordu.2

İşte bu ruh, bir peygamber ruhudur. Aksi ise, yani başarılar ve zaferlerle sevinme firavun ruhudur ve mü’mince davranışları firavun ruhu mutlaka tıkar. Misal verecek olursak, dine hizmet adına bir yere giderken bile olsa arabada veya uçakta kasılmak, şen şakrak bir hava ile ve ferah-feza tavırlarla bir yerlere gitmek, bir şeylerle meşgul olmak, kat’iyen Rahmânî değildir. Evet, istiğfarsız, murâkabesiz bu kabîl hizmetler, tıkanmaların başlıca sebebidir. Ve kat’iyen, inanıyorum ki, karşılaşılan tıkanmalar bu yüzden meydana gelmektedir.

Evet, öyle hassas günlerdeyiz ki, toplumun, hususiyle de adanmış ruhların duygu, düşünce, inanç ve amel bakımından yeniden bir kere daha kendini gözden geçirmesi lâzım. Bütün arızalı yerlerin tamiri, ruhî yapının yeniden ihya ve inşası için baştan ayağa gözden geçirilmelidir. Ancak böyle ciddî bir ameliyeden sonradır ki, insanlar, oruçlu bir ferdin su içme esnasında, suyun, içine akışını hissetmesi gibi, telaffuz ettiği her kelimeyle içi ürperecek ve çok defa huşû içinde kılınan bir namazdan dolayı bile “Estağfirullah” deme mertebesine yükseleceklerdir.

1