İçeriğe geç

“O, karada ve denizde olan her şeyi bilir… Düşen bir yaprak ve karanlıklar içine gömülen hiçbir dâne yoktur ki, apaçık bir kitapta bulunmasın.”20

Ağaçların, otların, tohumların, dânelerin hayat ve ölümleri, gelişme ve semereleri bu kadar ciddî takip edilip de, insan gibi en ekmel bir varlık hiç başıboş bırakılır mı? Bir şeyi görmesi diğer şeyi görmesine; bir şeyi işitmesi diğer şeyi işitmesine mâni olmayan kâinatların Yüce Sahibi, elbette en aziz mahluku, en değerli sanatı olan insanın, her hâline ehemmiyet verecek ve O’nun bir ferdine, sair varlıkların cins ve nevinin mazhar oldukları şeyleri lütfederek, âlemlerin fihristi olan insanı, hususî olarak ele alacak, hususî iltifatına mazhar edecek, hususî sevkiyatıyla huzurunda şereflendirecektir.

Bu davet ve sevkiyat, bazen bir döşekte, bazen bir harp meydanında, bazen de herhangi bir felaket ve afetle olabilir. Hatta ayrı ayrı mıntıkalarda toplu olarak veya teker teker de meydana gelebilir. Yaratıcı’nın insana bakışı zaviyesinden, bunlar, asla neticeye tesir etmezler. Her insanın zimamını elinde bulunduran; her canlıyı istediği kadar hayatta tutup sonra da salıveren Sonsuz İlim ve Kudret Sahibi, nezdindeki Kitab’a göre, belli fert ve kitlelerin ruhlarını kabzetmesi gayet normal ve mâkuldür. Evvelce de temas edildiği gibi, bu, önceden terhis edilmeleri tesbit edilmiş bir askerî birliğin, vakti gelince, en büyük kumandan tarafından tezkere işleminin icra edilmesi gibi bir şeydir.

140