İçeriğe geç

Gelişin sırrını kavrama, bulunuşun imtihanını verme ve gidişe hazır olma. İşte insan için mühim olan da budur!.

Şimdi bu küçük hazırlıktan sonra, mevzuumuz olan “Bir anda ölenlerin hepsinin eceli birden mi gelmiştir?” hususunu ele alalım:

Evet, hepsinin eceli birden gelmiştir. Ve böyle olması için de ciddî ve kayda değer hiçbir mâni yoktur. Varlığı bütünüyle elinde tutan Yüce Zât, zerrelerden sistemlere kadar her şeyi ve herkesi kendi kaderi içinde birden var ettiği gibi, birden de öldürebilir. Ne ayrı ayrı yerlerde bulunmalar ne de vasıf ve keyfiyet farklılığı bu mevzuda hiçbir mâni teşkil edemez.

Kudreti Sonsuz’un tasarrufunu göstermek için, tamı tamına o kudreti aksettirecek misal bulamamakla beraber, yine de, O’na ayna olabilecek ve bir fikir verebilecek pek çok şeyden bahsetmek mümkündür.

Ezcümle; güneşe yönelen değişik evsaf ve keyfiyetteki varlıklar, herhangi bir karışıklığa sebebiyet vermeden, ona bakarak hayatlarını sürdürür; onun ziyası altında renkten renge girer; onunla en revnektar hâle gelir ve onun doğuşu ve batışıyla ölgünleşir, pörsür ve söner giderler. Aynen onun gibi, her şey, aynı baharın kucağında döllenir; aynı yazda serpilir gelişir ve aynı sonbaharda hazanla sararır; fakat hepsinin kaderi ayrı ayrıdır. Hepsi, o geniş ilmin plan ve programıyla, o sonsuz irade ve meşîetin yönlendirmesiyle; evet, gelişigüzel ve kendi isteklerine göre değil, o meşîet ve iradenin istediği istikamette varlık gösterir ve mevcudiyetlerini sürdürürler.

وَيَعْلَمُ مَا فِي الْبَرِّ وَالْبَحْرِۘ وَمَا تَسْقُطُ مِنْ وَرَقَةٍ إِلَّا يَعْلَمُهَا وَلَا حَبَّةٍ ف۪ي ظُلُمَاتِ الْأَرْضِ وَلَا رَطْبٍ وَلَا يَابِسٍ إِلَّا ف۪ي كِتَابٍ مُب۪ينٍ
139