Fitnenin Böylesi
Aynı hususu, konumuzla çok alakalı olan fitne hakkında da düşünebilirsiniz. Aslında, fitne; sapıklık, fikir karışıklığı, iftirak, bir şeye gönül kaptırmak, günah, küfür, göz alıcı güzellik, mal ve evlat, imtihan, işkence, musibet ve belâ gibi manalara gelmektedir. Kur’ân-ı Kerim’in altmış kadar ayetinde bu kelime ya da menşei ona dayanan başka bir ifade bulunmaktadır. İki kişi arasındaki uyuşmazlığa fitne dendiği gibi dinsizliği yaymak, insanları hak yoldan döndürmek ve içtimaî bünyede terör estirmek gibi kötülükler de fitne kategorisinde mütalaa edilmektedir. Evet, iki insanı birbirine düşürmek de bir fitnedir ve çirkin bir günahtır. Fakat, fitnenin de öyle müthiş bir türü ve gazab-ı ilahîyi celbeden öyle bir derekesi vardır ki, onu diğer fitne çeşitleriyle müsavi tutmak mümkün değildir; zira o, insanı bir anda derin bir ateş çukuruna itip dünya-ahiret saadetini bitirebilir. Dolayısıyla, öyle kötü bir akıbete uğramamak için fitnenin en küçüğünden bile uzak durmak ve fitne temayülü gösteren söz ve fiiller daha küçükken onları boğarak büyük bir cürüme dönüşmelerine meydan vermemek gerekmektedir.
Nitekim, Kur’ân-ı Kerim, “Fitne, adam öldürmekten daha beter bir günahtır.” (Bakara, 2/191) buyurmaktadır. Yani, her fitne adam öldürmek gibi olmasa bile, fitnenin öyle bir nev’i vardır ki, o, katilden daha şiddetlidir. Mesela, kaba kuvvet kullanarak baskı ve zulüm yoluyla dinsizliği yaymak, müslümanları öz değerlerinden uzaklaştırmaya kalkışmak ve nesilleri kendi mana köklerinden kopararak onları hem dünyada hem de ukbâda elim bir azabın içine atmak, öyle ağır bir suçtur ki; o, adam öldürmekten, bir mazlumun kanını dökmekten ve hayatını yok etmekten daha tehlikeli bir cürümdür.