Bir Kişinin Hayatını Kurtarmak...
Her kim de bir insanı ihya ederse, yani cinayetten el çekmek, affetmek ve kısas hakkından vazgeçmek suretiyle onun öldürülmesine engel olursa ya da boğulma ve yanma gibi bir helak sebebinden kurtararak hayatının devam etmesine vesilelik ederse, o da sanki insanların hepsine hayat vermiş ve o iyiliği topyekün insanlığa yapmış gibi olur. Evet, ayetteki ihya, kısastan vazgeçme, öldürmeme, felaketten kurtarma demektir; zira, hayatın asıl ve yegâne sahibi Hayy ü Kayyûm’dür; O’ndan gayrı hiçkimse hakiki manada öldürmeye ve diriltmeye muktedir değildir. İnsanların yaşatması sadece vesile olmaları itibarıyladır. Nitekim, Kur’ân-ı Kerim, Nemrud’un “Ben de yaşatır ve öldürürüm” (Bakara, 2/258) deyişini ihya kelimesiyle ifade etmiştir ki, onun ihyası, öldürmeme ve cinayetten vazgeçme manasına gelmektedir.
İşte, bu manada, bir insanın hayatını kurtaran kimse de karakter ve ruh yapısı açısından –elinden gelse– bütün insanlığın hayatını kurtarmaya açık ve istekli demektir. Bu itibarla da, o nerede bir haksızlıkla karşılaşsa, hemen o haksızlığın önüne geçip – Necip Fazıl’ın tabiriyle– kollarını makas gibi açacak, “Burası çıkmaz sokak!” diyecek ve öyle bir zulme asla meydan vermeyecektir.
Belki bahis mevzuu olan ayette ilk planda manevî kurtarma kast edilmemektedir; fakat, Allah’a, Rasûl-ü Ekrem’e ve ahirete inanan bir mü’min, bildiklerini bildirmek, duyduklarını duyurmak ve tattıklarını tattırmak gayesiyle bir insana Allah’ı tanıtıyor, Peygamber Efendimiz’i anlatıyor ve dinimizi öğretiyorsa, onun bu ameli de bir nevi ihya sayılır. Nitekim, Hazret-i Rahman, “Ey iman edenler! Allah ve Rasûlü sizi ihya edecek, size hayat verecek hakikatlere dâvet ettiğinde ona icabet edin.” (Enfal, 8/24) mealindeki ayet gibi ilahî beyanlarında insanın hayvaniyetten çıkıp cismaniyeti bırakmasını, kalbî ve ruhî hayat seviyesine yükselmesini de ihya tabiriyle ifade etmiştir. Dolayısıyla, bir dava adamı, bedeninin esiri bir insanı nefisten rûha, cismânî hayattan kalb ufkuna ve oradan da ebedî hayata yürütür ve yükseltirse onu ihya etmiş sayılır. Bu zaviyeden, bir kişinin kalb hayatı adına dirilişine vesile olmak için sabah akşam gayret eden ve dur durak bilmeden çalışan o mü’min de, karakter itibarıyla herkesin kurtuluşunu arzulayan ve bütün insanlığın ebedî saadetini dileyen, dolayısıyla topyekün beşeri ihyaya amâde bulunan bir insan demektir.