Diğer taraftan, insan ruh haleti itibarıyla her zaman bir değildir. O yirmidört saat içinde hayat-ı nebatiyeden hayat-ı hayvaniyeye, hayat-ı hayvaniyeden hayat-ı insaniyeye, hayat-ı insaniyeden de kâmil insan seviyesine seyahatler edip durmaktadır. İnsan-ı kâmil dediğimiz seviyenin de kendi içinde belki yüz tane izafî mertebesi vardır. İşte, gün boyunca bu mertebeler arası gidip gelen ve bu farklılıkları yaşayan insan, günün her saatinde hak ve hakikate aynı ölçüde yönelemeyebilir. Bu açıdan, bazen şu ayet, bazen de diğeri, kimi zaman şu üslup bir başka zaman da öbürü onun gönlünde daha büyük tesir bırakabilir. Bugünün diliyle diyecek olursak, günün şu saatinde ayetin şu versiyonu sizin ruh haletinize daha uygun bir iksir olabilir. Günün bir başka diliminde, değişik tesirler altında kalmış ve farklı mülahazaların bombardımanına uğramışsanız, o zaman da ayetin diğer versiyonu sizin derdinize tam derman ve yaranıza hakiki panzehir olarak imdadınıza yetişir. Öyle ki, siz duyduğunuz ilahî mesaj karşısında “Tam bana göre, tam benim durumumu şerh ediyor!” demekten kendinizi alamazsınız.
Kur’ân ile Tefe’ül
Bildiğiniz gibi, bir kitabı gelişigüzel açarak ilk tevafuk eden yeri okuyup ondan bir mesaj çıkarmaya tefe’ül denmektedir. Kur’ân-ı Kerim’de, inançsızların anlatıldığı ve onların tehdit edildiği pek çok ayet bulunduğu için, tefe’ülünde bu ayetlerden biri çıkınca insanın ümitsizliğe düşme ihtimali olduğundan dolayı ve objektif bir kural olarak kabul edilemeyeceğini göstermek maksadıyla İslam uleması Kur’ân ile tefe’ülde bulunmaya taraftar olmamışlardır. Bununla beraber, Şah Veliyullah Dihlevî gibi büyükler arasında Kur’ân ayetleriyle tefe’ülde bulunanlar da vardır. Şahsen, objektif bir kural gibi kabul etmesem bile, benim de sıkıntılı anlarımda Kur’ân ile tefe’ül ettiğim olur. Kur’ân’ı açıp O’na sığındığım zaman, “Allah’ım, bu Senin kelamın; ben Senin hâlâ konuştuğuna inanıyorum. Sen bir dönemde Peygamber Efendimiz’le konuştun.. sahabe efendilerimizle konuştun.. Sen mekandan, zamandan münezzehsin; mekan da, zaman da Senin tasarrufun altındadır.. Sen her zaman konuşursun, Kur’ân Senin her asra hitab eden beyanın. Bu Kitab-ı Hakîm, Efendimiz’e, ashab-ı güzîne ve selef-i salihîne çok hakikatlerin kapısını açtığı gibi bugünün insanlarına da bazı şeyler fısıldayabilir.” der ve bu duygularla bazı ayetlere bakarım.. dikkatimi celb eden ayeti okur ve çok defa üzerimdeki bütün kasvetleri, bütün hafakanları birden atarım; tırnaklarımın ucuna kadar yeniden hayatiyete döndüğümü hissederim.