İçeriğe geç

Şahıslara ve Ruh Haletlerine Göre Farklı Üslup

Ayrıca, insanlar tabiatları ve istidatları açısından farklı farklı yaratılmışlardır. Tasrif, yaradılış itibariyle aralarında farklılıklar bulunan insanlara Cenâb-ı Hakk’ın rahmet tecellî dalga boylu bir teveccühüdür. Allah Teâlâ, hadiseleri, hak ve hakikatleri, emir ve nehiyleri, tembih ve teşvikleri, maruf ve münker çerçevesinde zikrettiği hususları çok çeşitli kıyafetler içerisinde, çok farklı kalıplarda ve değişik hitap tarzlarıyla ifade ederek farklı istidatlardaki bütün insanların istifade etmesine zemin hazırlamıştır. Vahyi alma ve anlama bakımından bir Peygamberin özel donanımı ile kendisine anlatılan bir hususu anlamakta zorlanan herhangi bir insanın durumu bir değildir. Fakat, Cenâb-ı Hakk’ın mesajı ikisini de muhatap almaktadır. Şu kadar var ki, belki, bir Peygamber her şeyden önce Hazreti Musa’nın, uluhiyet hakikati karşısındaki saygısını okuyup daha bir haşyetle dolarken, bir çoban da o yüce Peygamber’in asâsına dikkat kesilip onunla meşgul olacaktır. Bir zengin, özellikle Karun’un ve hazinelerinin akıbetini düşünüp Allah’a şükür duygularıyla dolarken, bir fakir de Hakk’ın en sadık kullarının hangi yokluklar içinde yaşadıklarını öğrenip ibret alarak sabra sığınacaktır. İşte, Cenâb-ı Hak, hakikatleri öyle değişik kalıplar içinde anlatmıştır ki, her insan mutlaka onlarda kendine dair bir şey bulabilmektedir. Zira, Kur’ân ins ve cinnin bütün tabakalarını imana davet etmektedir. Bediüzzaman hazretlerinin ifadesiyle, avâmın en ümmîsi ile havassın en ehassı omuz omuza, diz dize verip beraberce Kur’ân dersi dinleyip istifade etmektedir; demek ki, Kur’ân-ı Kerîm öyle bir üsluba sahiptir ki, binlerce muhtelif tabakada olan akıl, fikir, kalb ve ruh sahiplerinin hepsi onun sofrasında kendi gıdalarını bulabilmektedir.

45