c) İşçilerle Alakalı Genel Hükümler
İslam alimleri, genel olarak, işçileri özel (hâs) ve ortak (müşterek) olmak üzere iki kısımda ele almışlardır:
1) Özel işçi (ecîr-i hâs); bir anlaşma ile belirlenen süre içerisinde ve tayin edilen bir ücret karşılığında sadece bir işveren için çalışan kişidir. Bu işçi, o süre zarfında sadece kendi işverenine bağlıdır; başka bir işte çalışamaz. Bununla beraber, iş verildiği taktirde hemen o işe koyulmak üzere işyerinde hazır bulunduğu sürece –o süre içerisinde hiç iş olmasa da– ücretini alır. Bir aylığına tutulan hizmetçi, mevsimlik ziraat işçisi ya da gündelikli inşaat ustası gibi kimseler ve devlet memurları bu kategoriye dahildir.
2) Ortak işçi (ecîr-i müşterek) ise; doktor, muhasebeci, terzi ve marangoz gibi, sadece bir kişiye ya da bir kuruma değil de herkese iş yapan serbest meslek sahibi kimsedir. Bu gruba dahil olanlar, sadece bir işverene bağlı çalışmazlar; bir anda pek çok kişiden iş kabul edebilir ama üzerlerine aldıkları o işi yapmadıkça ücrete hak kazanamazlar; diğer bir ifadeyle, onlar yaptıkları iş başına ücret alırlar.
İslam’a göre; bir işçiye, onun gücünü aşan bir iş yüklememek gerekir. “Allah hiçbir kimseyi güç yetiremeyeceği bir şekilde yükümlü tutmaz.” (Bakara, 2/286) ayet-i kerimesi, mü’minlere bu ilahî ahlakı öğretmekte ve –diğer manalarının yanında– insanlara ancak altından kalkabilecekleri işleri tahmil etmek gerektiğini de vurgulamaktadır. Peygamber Efendimiz, bu hususu da içeren bir hadis-i şerifte, Müslümanların işçilere nasıl bakması lazım geldiğini şu sözlerle ifade etmiştir: “İşçi kardeşleriniz sizin işlerinizi yapan kimselerdir. Allah onları ellerinizin altına verdi; dileseydi sizi onların elleri altına sokabilirdi. Öyleyse, yanınızda işçi çalıştırıyorsanız, yediğinizden onlara da yedirin, giydiğinden giydirin. Onlara güçlerini aşan bir iş teklif etmeyin; eğer zor bir işi yapmalarını isterseniz, siz de onlara yardım edin!” (Müslim, İmân, 38, 40).
İnsanları ancak yapabilecekleri işlerden sorumlu tutan ve herkesin durumunu, konumunu gözeten İslam, bu prensibini çocuklar hakkında da öne çıkarmış ve onların çalıştırılamayacağı hükmünü koymuştur. Onların önce eğitimlerini tamamlamaları gerektiğini belirtmiş ve bu gayeye matuf bir iş olacaksa ona “evet” demiştir. Bu itibarla da, Müslümanlığa göre, çocuklar ancak velilerin ve idarecilerin izniyle bir sanatı öğrenmek için çalıştırılabilirler. Bu hususta İslam’ın bir inceliğini daha görmek mümkündür; ona göre, anne-baba ücret mukabilinde kendi evlâdını kendi işyerinde çalıştırabilir; fakat, çocukların kendi anne-babalarını ücretle çalıştırmalarına izin yoktur; çünkü, İslam reşit ve imkan sahibi çocuklara anne-babalarına bakma mükellefiyeti yüklemiştir.