İçeriğe geç

İslam’a göre işçi ücretlerini miktar olarak belirleyen doğrudan bir ayet veya hadis yoktur; zaten, zamanın ve şartların sürekli değişmesi de bunun böyle olmasını gerektirir. Ancak ayet ve hadislerde adaletli bir ücretin belirlenmesi için bazı ölçüler verilmiştir. Çünkü işin çeşidi, çalışma süresi, beldenin ekonomik şartları ve işçinin becerisi ücretin miktarı üzerinde etkili olan unsurlardır. İslam bütün bu unsurların gözetilmesini gerektiren kaideler vaz’ etmiştir. “Artık ölçüyü, tartıyı tam yapın, insanların haklarını ve ücretlerini eksiltmeyin, halka haksızlık etmeyin!” (A’râf, 7/85) mealindeki ayet-i kerimeden tutun da, insanın bu dünyada yaptığı zerre kadar bir iyiliğin mükafatını ahirette göreceği gibi yine zerre kadar bir kötülükten dolayı da mutlaka cezalandırılacağı hususundaki îkazlara kadar İslam ahlâkının çerçevesini belirleyen bütün dinî emirler işçi haklarına da aynıyla yansımıştır. İşte, müslümanların ücret anlayışı bu zaviyeden değerlendirilmelidir.

İslam’da çeşitli iş ve meslekler için genel ücret miktarları belirlenmemekle beraber, bunun, iş akdi yapılırken tespit edilmesi istenmiştir. Aksi halde iş anlaşmasının geçersiz olacağı ve işçinin çalıştığı günler için emsal ücrete hak kazanacağı belirtilmiştir. Diğer bir ifadeyle, ücret, işçi ile işveren arasındaki pazarlığa bağlıdır; ancak önceden bir pazarlık yapılmadıysa ecr-i misil (emsal ücret) verilir; yani, ücret, bilirkişiler tarafından o gün aynı işi yapan kimselerin aldığı ortalama ücrete ve örfe göre belirlenir. Aslında, böyle bir uygulama işçinin lehinedir ama işverenin herhangi bir haksızlığa uğramasına da müsaade edilmemektedir.

Ücret miktarı tesbit edilirken, işçinin kendisinin ve bakmakla yükümlü olduğu kimselerin barınma, yeme-içme, giyim-kuşam ve eğitim gibi temel ihtiyaçlarını karşılayacak ölçüde olmasına dikkat edilmelidir. Bu hususlara vurguda bulunan Rasûl-ü Ekrem Efendimiz, “Şayet, bir kimse bizim işçimiz olarak vazifelendirilirse, barınacak yeri yoksa kendisine bir ev edinsin; bekarsa evlensin; hizmetçiye ihtiyacı varsa o iş için birini tutsun ve eğer biniti yoksa bir binit edinsin. Kim, bunlarla yetinmez de daha fazlasını isterse, o, ya emanete hıyânet edecek veya hırsızlığa düşebilecek birisidir.” (Ahmed b. Hanbel, Müsned, IV, 299) buyurmuştur.

160