İçeriğe geç

3. Ücret

Ücret, Arapça bir kelime olup, “Bir iş veya hizmet mukabili verilen hak, o iş ya da hizmet için belirlenen bedel, sa’y ve gayretin karşılığı” demektir. Ücret, çalışmanın hedefi ve tabiî bir netîcesidir.

a) Ücret Teorileri

Ücretin neye göre belirleneceği, nasıl verileceği ve ne zaman ödeneceği meselesi, bugüne kadar iktisatçıları en çok meşgûl eden konulardan biri olagelmiştir ve bu mevzuda çok sayıda ücret teorileri ortaya konmuştur.

“Emek talebi, sermaye arzına bağlıdır” diyerek yola çıkan Adam Smith; emeği bir meta gibi değerlendirip, ücreti emeğin arzı esasına dayandıran Ricardo; “belli bir dönemde millî sermayeden işçi ücretlerine ayrılan fonun işçi sayısına bölünmesi ücret seviyesini belirler” kaidesi üzerine “ücret fonu teorisi”ni kuran John Stuart Mill; “kâr, işçinin ücretinden çalınmış bir haktır ve ücret tamamen emeğe dayalıdır; dolayısıyla elde edilen mâmûlün hepsinde, eş bir ücret standardı olmalıdır” diyen Marks, Batı’da kalabalık taraftar bulan ilk ücret teorilerinin fikir babaları olmuşlardır.

Batı dünyasında en çok kabûl gören ücret teorilerinden biri “marjinal verimlilik teorisi”dir. Bu teoriye göre; ücret seviyesi, üretime katılan sonuncu işçinin marjinal verimliliğine göre belirlenir. Yani marjinal (genel işleyişe ayak uyduramayan, sonuncu) işçinin sağladığı hâsıla artışı ücret seviyesini belirler. Buna göre, emeğin verimliliği arttıkça üretim, üretim arttıkça da ücret artacaktır. Ne var ki, işçiye verilen ücretin, bu teoride ileri sürüldüğü şekilde işçi lehine doğru sarktığı pratikte hiç görülmemiştir ve işçi, ekseriyet îtibâriyle hep asgarî ücret üzerinden muâmele görmüştür. Hatta bazen, asgarî ücret çok aşağıya çekilmiş ve verilen ücretler yüksek gibi gösterilmiştir; fakat, neticede işçinin aldığı ücret onun için hep boğaz tokluğu ölçüsünde kalmıştır.

Batıda geliştirilen bir diğer iyimser ücret teorisi de “pazarlık gücü teorisi”dir. Bu teori, işçinin teşkîlâtlanmasını ve işverene karşı bir güç olarak çıkıp onunla pazarlık yapmasını savunur ve ücret seviyesinin belirlenmesinde bu gücü esas kabûl eder.

158