Peygamberlerin Gönderiliş Gayesi Ve Ulûhiyet Hakikati
Soru: Peygamberleringönderilişinin en önemli hikmetlerinden birinin Zât, sıfât ve esmâsı itibarıylaمِنْ حَيْثُ هُوَ هُوَbir ulûhiyet anlayışının ortaya konması ve bu hakikatin ruhlara duyurulmasıolduğu ifade ediliyor. Bu mücmel hususu açabilir misiniz?
Cevap: Enbiya-i izâmın (alâ nebiyyina ve aleyhimüsselâm) bi’seti ile alâkalı, geçmişten bugüne Kur’ân ve Sünnet kaynaklı değişik hikmetler, mülâhaza ve mütalaalar ulema tarafından dile getirilmiş, o mülâhaza ve mütalaalar kitaplara girmiş ve kayıt altına alınmıştır. Bu mülâhazalara bakıldığında, “insanların mazeretlerini ellerinden alma” mevzuunun daha ziyade öne çıktığı ve serdedilen mütalaaların daha ziyade bu husus üzerinde temerküz ettiği görülür.
İmam Maturîdî Hazretleri’nin, insanın Yaratıcısını bulması adına tekvinî emirlerin yeterli olacağı istikametindeki görüşü bir yönüyle mevzumuzla alâkalıdır. Ancak esmâ-i ilâhiye ve sıfât-ı sübhaniyesiyle Zât-ı Ulûhiyet’i tanıma apayrı bir husustur. Evet, azıcık im’ân-ı nazar edip, tekvinî emirler üzerinde yoğunlaşan insan rahatlıkla tevhid hakikatine ulaşabilir. Meselâ Peygamber Efendimiz’in (sallallâhu aleyhi ve sellem), bi’setinden kısa zaman önce vefat eden, dolayısıyla O’nu görme şerefine eremeyen ancak hunefânın sertâc-ı ibtihacı olan Zeyd b. Amr, bir Yaratıcı’nın varlığına inanıyordu. Ancak “O’nun adı ve sanı nedir, O’na nasıl ibadet edilir?” bunları bilemiyordu.1 Görüldüğü üzere insanlar tekvinî emirleri tetkik ve tefekkür neticesinde belli bir seviyeye ulaşabilir. Fakat gerek tekvinî emirler gerekse akıl ve mantık insanı ancak bir yere kadar götürebilir. Bundan öte yürüme ancak vahye müstenittir. Dolayısıyla esmâ-i ilâhiye, sıfât-ı sübhaniye, şuûnat-ı rabbâniye, itibârât-ı mukaddese ve Zât-ı Baht’ıyla Zât-ı Ulûhiyet’i tanıma mevzuu ancak ve ancak gaybdan gelecek haberlere ve enbiya-i izâmın aydınlatıcı mesajına bağlıdır.
Esmâ-i Hüsnâ’nın Bütününe Birden Nazar
Dipnotlar
- 1 Buhârî, menâkıb 24; en-Nesâî, es-Sünenü’l-kübrâ 5/54.