İçeriğe geç
5. Bölüm

Yaşlılık Ve Dine Hizmet

Soru: Günümüz insanı, kırk-elli yaşlarına geldiğinde yaşlılık,emeklilik ve işe yaramazlık duygusuna kapılabiliyor. Kulluk ve dine hizmetaçısından yaş faktörünü değerlendirir misiniz?

Cevap: İslâm’da aslolan insanın çalışabildiği müddetçe işinde, mesleğinde çalışmaya devam etmesidir. Hele Allah yolunda yapılan hizmetlere gelince, bu mevzuda hiç mi hiç bir emeklilikten, işi gücü bırakıp bir kenara-köşeye çekilmekten bahsedilemez. Çünkü din yolunda hizmet bir yönüyle ubudiyet gibidir ve bundan dolayı insan, ruhunu teslim edeceği âna kadar Allah’a kullukla mükellef olduğu gibi Allah yolunda hizmet etmekle de mükelleftir. Nasıl ki insan ayakta gücü yetiyorsa ayakta, oturarak gücü yetiyorsa oturarak, hatta ancak sırt üstü bir şekilde yerine getirebiliyorsa sırt üstü bir şekilde, fakat her hâlükârda namaz vazifesini yerine getirmekle mükelleftir. Aynen öyle de insanın gücü neye yetiyor, takati neye elveriyorsa o ölçüde dinini anlatmak, din için çalışıp çabalayan bir hizmetin arkasında durmak ve ona destek vermekle de mükelleftir ve böyle bir mükellefiyet insandan hiçbir zaman düşmez.

Son Nefesimizi Verinceye Dek

Bu noktada konumuzla münasebeti dolayısıyla, Yaşar Tunagür Hoca’dan bizzat dinlediğim bir hatırasını size nakledeyim. Kendisinden ders okudukları Hüsrev Hoca, sırt üstü yatarak dahi olsa elinde kitabı tutabildiği sürece talebelerine ders vermeye devam eder. Fakat son zamanlarında artık o durumda dahi kitabı elinde tutamaz olur ve elindeki kitap zaman zaman “cub” diye yere düşer. Onun bu hâlini gören talebeleri, bu durumun mâkul bir mazeret teşkil ettiğini söyleyerek hocalarının ellerinden kitabı almak isterler. İşte o esnada Hüsrev Hoca ellerini kaldırıp: “Allahım beni mazur gör, bırakmak istemiyordum ama bunlar kitabı elimden aldı.” der ve hıçkıra hıçkıra ağlamaya durur.

35