İçeriğe geç
28. Bölüm

Musibet – Dua Ve Kurbet

Soru: Musibet, sıkıntı ve endişe anlarıkulun kendi uzaklığını aşması ve Cenâb-ı Allah’a yaklaşmasıadına bir rampa vazifesi görür mü? Tazarru vakitleri diyebileceğimiz musibetzamanlarında Allah’a teveccüh etmeme, O’ndan daha çok uzaklaşmayınetice verir mi?

Cevap: Kimi insan vardır, kendi bedeninin, beşerî yapısının, çoluk çocuğunun, ailevî hayatının veya akraba çevresinin başına gelen belâ ve musibetlerden dolayı endişe ve sıkıntı duyar. Kimi insan da vardır, çevresiyle alâkadarlığının genişliği ölçüsünde derece derece kendi köy, nahiye, kasaba ve ülkesinde meydana gelen hâdiselerden dolayı müteessir olur. Ama kimi insan da vardır ki, nazarları her an bütün dünyaya müteveccihtir, herkesle alâkadardır ve yeryüzünde olup biten hâdiseleri, ateş nereye düşerse düşsün kendi üzerine düşmüş gibi içten içe vicdanında duyar, hisseder ve yaşar. Elbette bu seviyedeki bir endişe ve ızdırap, takdir ve tebcil edilecek mukaddes bir ızdırap ve endişedir. Ancak insan, ifrata girmemeli, kendine zarar verecek, azap edecek bir duruma düşmemelidir. Ayrıca, çekilen o sıkıntı ve ızdırap, asla iradeyi felç edecek, insanı ümitsizliğe sevk edecek, onu çaresizlik psikolojine sürükleyecek bir noktaya gelmemelidir. Bildiğiniz üzere âlemlere rahmet olarak gönderilen, kalbi bütün insanlık için tir tir titreyen Nebiler Serveri’nin (sallallâhu aleyhi ve sellem) bu mevzudaki tebcil ve takdir edilecek hassasiyeti, vahy-i ilâhî tarafından tadil buyrulmuştur. Meselâ Kehf sûre-i celîlesindeki bir âyet-i kerimede; فَلَعَلَّكَ بَاخِعٌ نَفْسَكَ عَلٰۤى أٰثَارِهِمْ إِنْ لَمْيُؤْمِنُوا بِهٰذَا الْحَدِيثِ أَسَفًا“Neredeyse sen, onlarbu söze (Kur’ân’a) inanmıyorlar diye üzüntünden kendini helâkedeceksin.”1 buyurulmak suretiyle, iltifat ve takdir edalı böyle bir tadilin yapıldığı ve İnsanlığın İftihar Tablosu’nun zatında ümmete ikazda bulunulduğu söylenebilir.

255