İçeriğe geç
17. Bölüm

Yâd-ı Cemil Bir Hicret Nesli

Soru: Muhterem Efendim! Hizmet mülâhazasıyla dünyanın değişik yerlerine gidenmuhacirler hatırınıza geldiğinde, gözlerinizde tüllendiğinde neler hissediyorsunuz? Lütfeder misiniz?

Cevap: Öncelikle şunu ifade etmeliyim: Ben kıstas değilim; bu mevzuda benim hissiyatımın da çok önemli olmadığı kanaatindeyim. Ancak siz sorduğunuz için ben de duyup hissedebildiğim, hissettiklerimi ifade edebildiğim kadar mülâhazalarımı sizlere ifade etmeye çalışayım.

Esasında bu çok önemli hususun mutlaka dile getirilip anlatılması gerektiğine inanıyorum. Zira bu bir vefa borcudur. Bu sebeple keşke daha derin hisseden insanların mülâhazalarını alma imkânı bulabilseydik. Evet, keşke dış görünüşleri ve duruşları itibarıyla sathî görünen fakat aslında gönül enginliğine sahip, derin düşünen ve “esrâr-ı derun”u keşfeden insanların hislerine muttali olabilseydik. O zaman hicret mevzuundaki aşk u heyecanımızı kamçılama, şevk u iştiyakımızı daha bir artırma imkânı bulabilirdik. Hani bir menkıbede anlatılır: Camide namaz kılmakta olan bir şahsın içinden, “Acaba şu camide ehlullahtan kimse var mıdır?” diye geçer. Selâm verdikten sonra yanındaki ona dönüp der ki: “Sadece bu safta on tane var.” İşte bu menkıbede olduğu gibi, sathî görünen ama derinlerden derin o derûnî insanların hissiyatlarını alabilsek herhâlde hicret istikametindeki heyecanlarımızı tetiklemiş ve şevk u iştiyakımızın debisini daha bir artırmış olurduk. Fakat kim bilir belki bizim söylediklerimiz de işte bu seviyedeki kalb ve kalem erbabını harekete geçirir, geçirir ve onlar da “vira bismillâh” deyip bu husustaki engin hislerini umumun istifadesine sunarlar.

Allahım! Onları Hususî İnayet ve Sıyanet Seralarına Al!

156