faaliyetlerinin, o temiz vicdanlara ait ef’âl-i zaruriye türünden bir hamle ve hareket şeklinde yorumlanması büyük çoğunluğun görüşü. Bu görüşe göre nübüvvet, iç donanım adına her rüknü kendi varoluş gayesine yönelmiş –buna tam inkişaf etmiş de diyebiliriz– vicdanın yanında selim fıtrat, müstakim tabiat, mahiyet itibarıyla da onu arızasız aksettirmeye müsait reşha gibi ruhlara ilâhî bir atıyye, bir mevhibe, nebi de bu mukaddes mevhibe ve atıyyenin özel temsilcisidir. Bu itibarla nübüvvete, beşer idrakiyle anlaşılmaz şeyleri anlama, kavrama ve kırmadan, inkisara uğratmadan ikinci derecedeki muhataplara intikal ettirme de denmiştir. İşte bu açıdan da o, mebde ve müntehânın birleşik noktası sayılmış-
tır. Yani Allah, dilediği kimseleri “ َ يُؤْ تِي الْحِ كْمَةَ مَنْ يَشٰۤاءُ وَ مَنْ يُؤْ ت – الْحِ كْمَةَ فَقَدْ أُوتِيَ خَيْرًا كَثِيرًاO istediğine hikmet verir; kime de hikmet bahşedilmişse, ona pek çok hayır verilmiş demektir.”35fehvâsınca, bir kısım yüce pâye ve mansıpla serfiraz kılmış; sonra da bu seçkin şahsiyetler vasıtasıyla “esrar-ı ulûhiyet” ve “esrar-ı rubûbiyet”ini başka vicdanlara duyurmuş, onları da aydınlatmıştır...
Allah’ın, böyle iç donanımlı, masûn ve mâsûm yüksek karakterleri insanlığa göndermesi, takılıp yollarda kalma, şaşkınlığa düşüp zayi olma durumunda bulunan bizlere, yaratılıp vücuda mazhar olma nimeti kadar, hatta ondan da önemli ayrı bir ikramdır; evet var olma bir ihsan, var olduktan sonra bütün kâinat ve hâdiselerin bir elçi vasıtasıyla izahı, yorumlanması, yorumlanıp uhrevî ve ilâhî derinliklerinin ortaya çıkarılması ise ayrı bir lütuf ve ikramdır. Kirlenmemiş, saf her insan tabiatı ve körelmemiş her vicdan, farklı seviyede de olsa, bu izah ve yorumları değerlendirmek suretiyle ruhanîleri imrendirebilecek seviyeler üstü seviyeye ulaşabilir
Dipnotlar
- Bakara sûresi, 2/269