İçeriğe geç

Söylediğimizi yaşayacak, yaşadığımızı söyleyeceğiz. Her şeyden önce, Cenâb-ı Hakk’ın emirlerini nefsimizde en yüksek seviyede temsile çalışmamız şarttır.. evet, hayatımızda ışıl ışıl Kur’ân parlamalı ve anlatacaklarımız da, yaşadıklarımıza tercüman olmalıdır. Nuranî olmalıyız; olmalıyız ki, başkasını da aydınlatabilelim. Sadece ilim yapmak, fişlemek veya kitaplardan aktarma yaparak yeni kitaplar meydana getirmek değil; kitaplarda yazılanları hareketlerimize aktarma ve yaşamakla ilim yapıp, kitap yazmalıyız. Başkalarının menkıbe ve destanlarını anlatmak yerine, kendimiz gökler ötesi âlemlerde menkıbe ve destanlara mevzu olmalıyız. Yoksa miraçta müşâhede edildiği üzere, dudaklar ateşten makaslarla doğranır, bedenler bir kütük gibi Cehennem’e yuvarlanır ve yığınların maskarası oluruz…

10. En yüksek ideal, bütün gönüllere Allah’ın (celle celâluhu) ve Resûlü’nün (sallallâhu aleyhi ve sellem) ismini ulaştırmaktır

Bu vazifeyi yapmaktaki en büyük ideal, arzdan fezalara, serâdan süreyyâya Allah’ın ve O’nun Nebi’sinin mübarek isminin ulaşmadığı bir gönül bırakmamaktır: “Böylece sizi seçkin ve şerefli bir ümmet kıldık ki, bütün insanlar üzerinde adalet örneği ve Hakk’ın şahitleri olasınız.”8 âyetinde de belirtildiği gibi yeryüzünün hâkimi, hakemi, muvazene ve denge unsuru, beynelmilel meselelerde nihaî merci, mazlumların, mağdurların hâmisi ve İslâm dünyasının mâkus kaderini değiştirme sorumluluğunu yüklenmiş mefkûre topluluğu olan bu kudsîler, ikinci defa dünyayı ihya edip, semaya merdiven dayayacak ve göklerin burç ve kehkeşanlarında da Allah’ın yüce adını anlatmaya çalışacaklardır.

11. Çok buudlu olan bu cihad, her hâlin gereğine göre yerine getirilmelidir

198