İçeriğe geç

Bu vazifeyi yapanlar, devrin içtimaî şartlarını bilmeli ve hâlihazır dünyanın durumunu da mutlaka kavramış olmalıdırlar. Evet, bunlar, içinde yaşadıkları toplumun gerisinde kalmamalı, ehl-i dalâletin gündemine tâbi olmamalı ve yel gibi esip geçen, günlük, istikrarsız hâdiselerin tesirinde kalarak esas ve sabit vazifelerini ihmal etmemelidirler.

18. İrşad ve tebliğ, cihad ve mücadele, ancak Efendimiz’in takip ettiği strateji bilinmekle isabetli ve tesirli olur

Efendimiz’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) takip ettiği stratejinin bilinmesi için Mekke ve Medine dönemleri bütün yönleriyle çok iyi kavranmalıdır. Efendimiz’in ashabıyla beraber olan hayat-ı seniyyeleri, kıyamete kadar cereyan edecek bütün hâdiselerin mikro plânda yaşanması ve temsil edilmesi demektir.

13 yıllık Mekke döneminde Allah Resûlü, bütün himmetini insanların imanlarını kurtarmaya, Cennet’e giden yolu göstermeye ve kalbleri hazırlamaya sarfetti. İman adına sağlam temellerin atılıp, kalb ve kafa tamirinin yapıldığı bu dönemde henüz tam mânâsıyla teşekkül etmiş bir cemaat yoktu; zekât, oruç ve hac, Mekke döneminde daha farz kılınmamıştı; hatta, iman ile küfür arasında önemli bir esas ve dinin direği, mü’minin miracı olan namaz, 23 yıllık risaletin üçte biri geçtikten sonra bi’setin 8. yılında farz kılınmıştı. İlk Müslümanlar, 5-6 kişilik guruplar hâlinde Dârü’l-Erkam’da bir araya geliyor ve her işlerinde fevkalâde tedbirli davranıyorlardı.

Ebû Zer gibi, müşriklerin ortasında ‘Lâ ilâhe illallah’ diye haykıranların dövüldüğü bu zamanda, Efendimiz, onlara hep sabırla beklemelerini emrediyordu. Medine döneminde ise, iktisat ve içtimaiyata, hukuk ve muharebelere ait meselelerin gündeme geldiğini ve bir site devletin kurulma çalışmalarının başladığını görüyoruz. Bütün peygamberler için değişmeyen bu kanun, başka hiçbir devirde de değişmeyecektir.

206