İçeriğe geç

İslâm’a göre ücret, işçi ile işveren arasındaki pazarlığa bağlıdır. Ancak önceden bir pazarlık yapılmadıysa ecr-i misil (emsal ücret) verilir ki, bu da örfe göre tespit edilir. Esasen bu esneklik tamamen işçinin lehinedir. Ancak işveren adına da herhangi bir haksızlık söz konusu değildir.

Biz, İslâm’ın bir bütün olarak ele alınıp değerlendirilmesi ve tatbikinin bir bütün olarak yapılması mevzuu üzerinde hep ısrarla durduk. Ücret meselesi için de aynı durum söz konusudur. Ücret konusu, işçi ile işveren arasındaki münasebetlerden sadece biridir. Bu itibarla, onu müstakil olarak ele almanın, istenilen sonucu vermeyeceği açıktır.

Bu sebeple, ücretle birlikte diğer karşılıklı hak ve sorumluluklar da nazara alınmalı ve ücret, bu münasebetler zincirini meydana getiren halkalardan biri olarak değerlendirilmelidir. Hatta bu mesele, İslâm’ın içtimaî ve iktisadî diğer prensip ve müeyyideleri arasındaki yer ve durumuna göre de ele alınıp incelenmelidir.

Bununla şu noktayı hatırlatmak istiyorum: Ücret, işçi ve işveren arasındaki anlaşmaya bağlanırken, İslâm’ın çizdiği işçi ve işveren motifini gözden ırak tutarsak, İslâm’ın bu mevzudaki üstün yanını bütün berraklığı ile göremeyiz. Onun için, evvelâ bu noktaların iyi bilinmesi ve değerlendirmelerin bu bilgiler üzerinde gerçekleştirilmesi zaruret derecesinde önemlidir.

Müslüman işçi, yaptığı işi Allah’a, Resûlü’ne ve bütün mü’minlere arz edecek şekilde en mükemmel şekilde yapar.1 Böyle birinin işverenin hakkına tecavüzü imkânsızdır. Bu anlayışta olan biri ne vakit zayi eder ne de harcaması gereken emeği esirger. Çünkü o, yapacağı her şeyin teker teker hesabının sorulacağı bir güne inanmaktadır.

367