Orta Asya’da yetişen hamiyetli ruhlar ve dıştan onlara el uzatan imanlı ve gayretli sineler, eğer bugün, bu milletin geçmişinden gelen hayatî unsurlarla, sonradan aşılanmış şeyleri birbirine karıştırmaz ve kökten gelenlere yol verip diğerlerini tasfiye edebilirlerse, bu mazlum milletlerin geleceğini teminat altına almış ve bu ülkeleri aydınlık yola çıkarmış sayılırlar. Aksine, millet ruhundan fışkırıp çıkan değerlerle, mağduriyet ve mahkûmiyet dönemindeki aşılar birbirine karıştırılacak olursa, ihtimal bu dünya, bir kere daha öldürücü girdaplara kapılacak; dolayısıyla da başarı kuşağında hezimetten hezimete uğrayacak, yükseleceği yerde daha derin çukurlara düşecek, birleşme yolunda tefrikalardan yakasını kurtaramayacak ve tam “kurtuldum” diyeceği an, bir kısım yeni sadme ve yeni planlarla temelinden öyle bir sarsılacak ki, –hafizanallah– belki de bir daha belini doğrultamayacak…